Köle adası Goree’de sömürgecilere ait izlerin akıbeti tartışılıyor « Dürüst Haber

SON DAKİKA

Köle adası Goree’de sömürgecilere ait izlerin akıbeti tartışılıyor

Senegal’in başkenti Dakar açıklarındaki Goree Adası, büyük bölümü eski sömürgecilerin ismini taşıyan sokaklarıyla, kolonyal dönemden kalan izler konusunda zaman zaman yaşanan tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Bu haber 14 Kasım 2020 - 12:20 'de eklendi ve 2.153 views kez görüntülendi.

Senegal’de yüzyıllar boyunca köle ticaretinin merkezi olan tarihi Goree Adası, sömürgecilerden kalan izlerin korunup korunmaması gerektiğini tartışıyor.

Portekizlilerin 1450’de küçük bir taş kilise inşa ederek yerleşime açtığı ada, 1677’de Fransa’nın kontrolüne geçti. Fransa’nın adadaki hakimiyeti, 1960’da Senegal’in bağımsızlığını kazanmasına kadar devam etti.

UNESCO koruması altındaki adayı bugünkü hüzünlü şöhretine kavuşturan ise 1780’de inşa edilen “köle evleri” oldu.

Kıtanın batı tarafından toplanan Afrikalılar, yeni dünyaya yapacakları yolculuk öncesi bu evlerde balık istifi şekilde sağlık durumları, yaş ve boylarına göre birbirlerine zincirlenerek haftalarca bekletildi.

Bazıları köle pazarlarından 1 kilo pirinç ya da patates karşılığı satıldı, bazıları da inşaat ve ev işlerinde çalıştırıldı.

Yaklaşık 20 milyon Afrikalının köle olarak alınıp satıldığı ve ahırdan beter şartlarda yaşadığı bu sokaklarda, adada 400 yıl hüküm sürmüş Fransız sömürgecilerin izlerine rastlamak mümkün.

Bir yıl Senegal Valiliği yapan Stanislas de Boufflers, Fransız siyasetçi François Camel ve Sömürge döneminin denizcisi Louis Malavois ve nicelerinin isimleri hala Goree sokaklarında yaşatılıyor.

“İsimleri silersek, tarihi de silmiş oluruz”

Siyahi George Floyd’un ABD’de polis şiddetiyle öldürülmesinin ardından sömürge dönemi simgelerine ilişkin başlayan tartışmalarla, Goree’deki sokak isimlerinin akıbeti yeniden gündeme geldi.

AA muhabiri, aktivist ve yerel yetkililere söz konusu sokak isimleri hakkında görüşlerini sordu.

Goree Belediye Başkanı Augustin Senghor, adanın Afrika tarihi açısından sembolik bir öneme sahip olduğunu belirterek, UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde yer aldığını hatırlattı.

Bu tarihi adadaki izlerin de aynı şekilde tarihin bir parçası olduğunun altını çizen Senghor, “Eğer burada yaşananlara dair izleri silersek aynı zamanda insanlık tarihine ait bir sayfayı da silmiş oluruz. Yarın buraya geldiklerinde geçmişte olanların bir daha yaşanmaması adına görecek hiçbir şey kalmaz.” dedi.

Senghor, sömürge dönemine ait bu isimlerin aynı zamanda bir hatırlatma aracı da olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Aramızda atalarının bir zamanlar burada yaptıklarını kabul etmeyen inkarcılar var. Onlar köleliğin var olduğunu, siyahilerin hayvan muamelesi gördüğünü inkar ediyorlar. Eğer bu isimleri kaldırırsak onlara da fırsat vermiş oluruz. O nedenle diyorum ki geçmişi tamamen silmemek lazım. Bu isimleri böyle bırakalım herkes geçmişte neler olduğunu görsün ve bilsin.”

“Yerel halka sorulmalı”

Senegal’deki postkolonyal dönem üzerine akademik çalışmalarda bulunan Holon Enstitüsünden Liora Bigon da bu kararın ada sakinlerine sorulması gerektiğini dile getirdi.

Siyahi Floyd’un ölümünden sonra Ada’daki Avrupa Meydanı’nın adının değiştirildiğini hatırlatan Bigon, buradan dünyaya net bir mesaj yollandığını söyledi.

Bigon, “Net olmayan ise yerel halkın, buraları günlük kullanan kişilerin, bu isim değiştirme ‘modası’ ile ilgili ne düşündüğü.” dedi.

“Akra’daki sokak isimleri Afrikalıların adını taşıyor”

Africtivites isimli sivil toplum örgütünün kurucusu aktivist Cheick Fall ise bu isimlerin tamamen kaldırılması gerektiğini görüşünü savundu.

Fall, bu sokaklara, Afrika’ya hizmet etmiş kişilerin isimlerinin verilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu isimler değiştirilmeli. Mesela Gana’nın başkenti Akra’da sokakların büyük bir kısmı, Afrika’ya hizmet etmiş kişilerin adlarını taşıyor. Senegalli bilim insanı Cheick Anta Diop ve eski Senegal Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade’ın isimlerini taşıyan sokaklar bile var. Oysa Senegal’de Wade’ın yaşadığı ya da çalıştığı yerde adı bir sokağa verilmedi.”