$ DOLAR → Alış: 6,79 / Satış: 6,81
€ EURO → Alış: 7,40 / Satış: 7,43

SON DAKİKA

Teknoloji bağımlısı mı oluyoruz?

Hakan Topuzoğlu
Hakan Topuzoğlu
  • 17.05.2020
  • 86 kez okundu

Evde kal çağrılarıyla, 2 ayı aşkın süredir çoğunlumuz evde. Evde olmayıp, zorunluluk ve işinin gerekleri sonucu işe gidenler de sürekli iletişim halinde olmak istiyor, haklı olarak. Daha önceden, sadece gençler için tehlike olan “Teknoloji Bağımlılığı”, artık herkesi tehdit ediyor.

Elbette, teknolojiyle artık içiçeyiz ve ne çocuklarımıza, ne de kendimize “bilgisayardan uzak dur, telefonu eline alma, tablet kullanma” demeyiz. Desek bile, çok da olumlu cevap alabileceğimizi düşünmüyorum.

Peki ozaman ne yapmalıyız? Hem teknolojiyi yoğun olarak kullanacağız, hem de onun bağımlısı olmayacağız. Bu nasıl olabilir?

Teknoloji, toplumumuza alaylı bir şekilde geldi. Araba kullanmak için ehliyet alma zorunluluğu var ama bilgisayar, telefon kullanmak için kursa gitmek ve herhangi bir sertifika sahibi olma zorunluluğu yok. Olsaydı daha mı iyi olurdu, daha mı içinden çıkılmaz hale gelirdi onu bilemiyorum. Çünkü, o zaman da müfredatın doğru hazırlanması gerekirdi. Nasıl ki, şu anda okullarımızdaki verilen eğitimin genel olarak iş hayatından kopuk olduğundan yakınıyorsak, o zaman da başka sorunlar gündeme gelebilir miydi? Evet, gelirdi.

– Araç kullanırken, telefonuyla konuşmasından dolayı kaza yapanların sayısında artış var.

– Yolda yürürken, mobil telefonunun klâvyesinden bir şeyler yazmaya çalışırken duvara ya da karşıdan gelen insana çarpanlar var.

– Yanlışlıkla mesajı başkasına gönderdiği için başına iş açanlar ve altından kalkılamayacak sorunlara davetiye çıkaranlar var.

İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından İstanbul’un 15 semtinden 1500 kişinin katıldığı bir anket çalışması sonuçlarına göre, okul çağındaki çocukların % 42,3’ünün hafta içi günlük 3 saatten fazla vaktini teknoloji başında geçiriyor.

Bilgisayar kullanan bu çocukların % 64,2’sinin amacı bilgisayar oyunları. % 53’ü sosyal medya sitelerinde vakit geçirirken, % 27,7’si dizileri takip etme amacıyla bilgisayar kullanıyor. % 46,9 gibi bir grup araştırma yapmak, % 32,9’u da ev ödevi hazırlamak için bilgisayar başına oturduğunu dile getiriyor. Erkek çocukların bilgisayar başında vakit geçirme oranları, kızlara göre daha fazla.

Ergenlik dönemine baktığımızda, oyun ve sosyal paylaşım sitelerinde geçirilen sürenin daha da arttığı görülüyor. 7 saatten fazla teknoloji başında vakit geçiren çocukların % 71,7’si sosyal ağları, % 42,4’ü dizileri takip ediyor. 8 yaş ve altındaki çocuklarda bile günde ortalama 3-4 saatini bilgisayar başında geçirme oranı % 11,5’i buluyor.

Bu rakamlar, hem teknolojinin bilinçsiz şekilde kullanıldığının hem de bağımlılık sınırına yaklaşıldığının göstergesi.

Teknolojik cihazlar kavramı; bilgisayar, IPAD, tablet, mobil telefonlar, Play Station, XBOX gibi tüm cihazları kapsamakta.

Bu durumun sorumlularını göreve davet ediyoruz…

Bir yandan, teknoloji bağımlılığı konusunda, vereceğimiz seminerlerle bilinçlendirme çalışmaları yapmayı hedeflemekteyiz. Ancak, şu da bir gerçek ki, gençliği ne kadar bilinçlendirirsek bilinçlendirelim, bu oranların bir anda düşmesi mümkün olmayacaktır.

Kentleşmenin ve toplu konutların artması, yeşil alanların azalmış olması, sokak kavramının unutulmaya yüz tutması ve son zamanlarda meydana gelen olaylar sebebiyle güvensiz görülmesi “teknoloji bağımlılığını” da körüklemektedir.

Yeni neslin teknoloji bağımlısı olması tesadüf olamaz

Sanki bir oyun kurgulanırmış gibi, önce bilgisayarlar yaygınlaştı, sonra ise amacı sadece konuşmak ve yazılı mesaj göndermek olan telefonların, akıllandığı iddiasıyla fonksiyonlarının artması yeni nesli teknolojiye mecbur hale getirmiştir.

Artık okulların bile çoğunun bahçesi olmadığı gerçeğini de göz önünde bulundurunca, akşama kadar kapalı ortamda geçiren gençler, yukarıda belirttiğimiz sebeplerin sonucu olarak, evde de kapalı alanlara alışmak, kendisine yeni bir yaşam tarzı geliştirmek zorunda kalmıştır.

Gençler ne yapsın?

Sokaklar güvensiz, eskisi gibi arkadaşlık kavramı yok, okullarda da kapalı alanlardalar. Böyle olunca, gençler haklı duruma gelmektedirler.

Eğitim şart

İnternet okuryazarlığı verilmediği için, internette ne yapacağı konusunda bilgisi olmayan öğrencilerimiz, işin kolay yolunu tercih edip oyun ve video izlemekten kendini alıkoyamamaktadırlar.

İletişim şart

Ev içindeki iletişimsizliğin azalması, anne – kız evlat, baba – erkek evlat arasındaki bilgi ve birikim alışverişini de olabildiğince azaltmış durumdadır. Bu tür bir bilgi alışverişi ve iletişim olmayınca da yine çocuklarımız arkadaşlarını, dostlarını, çevrelerini internette arama eğilimine girmektedir.

Ne yapmak rerekir?

· Okullar, sadece kitaptaki bilgilerin aktarıldığı ortamlar olmaktan çıkarılmalı,

· Evler, sadece yemek yemek, yatmak vb. ihtiyaçların sağlandığı otel veya pansiyon ortamı olmaktan çıkarılıp, yeniden yuva haline getirilmeli, aile kavramının önemi 1 yaşından 20 yaşına kadar her fırsatta anlatılmalı ve öğretilmeli,

· Aileler, çocuklarını sosyal hale getirebilecekleri parklar veya benzeri ortamlara götürmeli,

· Arkadaşlık kavramı, eski içeriğine kavuşturulmalı,

· Çocukların, dışarıda özgürce oyun oynamaya ihtiyacı olduğu unutulmamalı,

· Yetenek ve eğitim analizleri doğru zamanda, çok fazla ertelemeden gerçekleştirilmeli ve bu analizlerin sonucuna göre eğitim sağlanmalı, geleceğe yönelik planlamalar yapılmalıdır.

· Spor ve sanat etkinlikleri ihmal edilmemelidir.

Unutmamak gerekir ki, enerjiyi doğru şekilde kullanmazsanız, ya enerji patlamasına neden olursunuz ya da o enerjinin yanlış şekilde kullanılmasının sebebi haline gelirsiniz.

Teknolojiyle iç içe yaşıyor olmamız nedeniyle, çocuklarımıza, “sen bilgisayardan uzak dur, telefon kullanma” diyemeyiz. Şu aşamada yapabileceğimiz tek şey, doğru hareket etmek. Adımlarımızı dikkatli atmak zorundayız. Tamamen yasaklamak mümkün olmamakla birlikte, çalışma saatlerinin düzenlenmesi de şart denilecek mertebede vazgeçilmez bir gerçektir.

Okullara büyük görev düşüyor

Evde aile olmanın bilincinde olan bir genç, okula gittiğinde de aynı ortamı bulması durumunda, hayatında büyük değişiklikler olacak, psikolojik sorunların girdabından kurtulacak, oyalanmak için bilgisayar oyunları ya da bilgisayarda boş boş gezme eğiliminden de kurtulacaktır.

Çocuğunuzun psikoloğu siz olun

Bu konularda gerekli titizliği gösterdiğinizde, çocuğunuzun psikoloğu siz olacaksınız. Çocuğunu dinleyen, doğru yönlendiren, her adımda onu sıkmadan, gözlemleyerek doğru şekilde yönlendiren anne – baba ve öğretmenin varlığı, psikologlara olan ihtiyacı tamamen olmasa bile büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır.

Kısacası, “teknoloji bağımlılığı”nın ana sebebi, ilgisiz aileler, plansız eğitim, kitaptaki bilgileri öğrencilerin zihnine kopyala yapıştır yapmak sevdasındaki işinin sadece öğretmek olduğunu sanan öğretmenler ve yanlış çevredir.

Ne zaman ki, bu konularda gerekli adımlar atılır ve düzenlemeler gerçekleştirilirse, teknoloji bağımlılığı diye kavramın da ortadan kalkacağını söylemek mümkün olacaktır.

Kimsenin “teknoloji bağımlısı” olmadığı bir dünyada yaşamak ümidiyle…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: