Talas’ın bu dönemdeki sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını ortaya koyarak ilçenin zengin geçmişini kamuoyuyla paylaştı. Cıngı’nın aktardığı verilere göre Talas, yaklaşık 11.600 nüfusu, 2.300 hanesi ve 35 mahalleyi kapsayan yapısıyla o yıllarda oldukça hareketli bir şehir görünümüne sahipti. Aşağı Talas’ta Türk-Müslüman nüfus ağırlıkta bulunurken, Yukarı Talas’ta Rum ve Ermeni toplulukları yaşamaktaydı. Aynı sokaklarda yan yana yükselen camiler ve kiliseler, Talas’ın çok kültürlü yapısının en belirgin göstergeleri arasında yer alıyordu.
Dönemin Talas’ı, ticari açıdan da Kayseri’nin önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyordu. Hanönü ve Uzun Çarşı çevresinde bulunan 187 dükkân, ilçeyi şehir ekonomisinin ikinci büyük kutbu hâline getiriyordu. Attarlar, bezzazlar, terziler, saraçlar, çilingirler ve kuyumcuların yer aldığı bu ticari yapı, Talas’ın zanaatkâr geleneğini güçlendiren unsurlardı. Ekonomik faaliyetlerde cehri tarımı öne çıkarken, toplam 11.515 dönümlük ekili arazinin 1.554 dönümü bu ürüne ayrılmıştı. Talas’ın boyahanelerinde işlenen sahtiyan derilerin İstanbul pazarlarında rağbet gördüğü, bağcılık ve kuru tarımın da üretim çeşitliliğini tamamladığı belirtiliyor.
Eğitim alanında da dikkate değer bir çeşitlilik söz konusuydu. O dönemde Türklere ait bir rüştiye ve dört iptidai okulun yanı sıra, Rumlar ve Ermenilere ait üçer iptidai okulun faaliyet göstermesi, Talas’ın farklı toplulukları bir arada barındıran yapısını eğitim hayatına da yansıttığını gösteriyordu. Şehirde su ve tahılın düzenli paylaşımı için kurulan 15 kuyu ve 5 seten, toplumsal organizasyonun ne kadar planlı olduğunu ortaya koyan unsurlar arasında yer alıyordu. “Ağa”, “Efendi” gibi unvanlar dönemin sosyal hiyerarşisini şekillendirirken, “Küçük Bey” gibi lakaplar yardımlaşma kültürünün yaşamın önemli bir parçası olduğunu gösteriyordu.
Talas, 1880’lerde kesme taş konak ve köşkleri ile Anadolu’nun en göz alıcı yerleşimlerinden biri olarak anılmaktaydı. Dr. Cıngı, bu mimari mirasın büyük bölümünün Lozan Mübadelesi sonrasında boş kalan yapıların zaman içinde yıkılmasıyla kaybolduğunu hatırlattı. Cıngı’ya göre bu konaklar korunabilmiş olsaydı, Talas’ın bugün Safranbolu ile karşılaştırılabilecek nitelikte bir kültürel miras merkezine dönüşmesi mümkün olacaktı.
Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı, Talas’ın 19. yüzyıldaki nüfus yapısı, ticari canlılığı, üretim çeşitliliği ve mimari zenginliğiyle Anadolu’nun en dikkat çekici küçük şehir örneklerinden biri olarak tarihteki yerini aldığını vurgulayarak paylaşımını tamamladı. Cıngı’nın bu değerlendirmesi, Talas’ın geçmişine dair farkındalığı artırırken, ilçenin kültürel mirasının korunması yönünde de önemli bir hatırlatma niteliği taşıdı.Fotoğraflar:Yusuf Kartal
İbrahim Esat Güler




