1840’lı yıllarda yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve günümüzde British Museum’da sergilenen bu rölyef, Irak’ın Musul kenti yakınlarında bulunan Antik Nimrud kentindeki Asur Kraliyet Sarayı’na ait. Saray, Asur Kralı II. Asurnasirpal tarafından Dicle Nehri kıyısında inşa ettirilmişti.
Rölyefte, askerlerin ya da görevlilerin şişirilmiş keçi derileri yardımıyla nehri geçtiği açıkça görülüyor. Bu sahne, Asurluların sadece askeri güçleriyle değil, aynı zamanda pratik mühendislik çözümleri ve doğayla uyumlu yöntemleriyle de ne kadar ileri bir uygarlık olduğunu gözler önüne seriyor.
Krallığın askeri, dini törenleri ve av sahnelerini betimleyen çok sayıda alçı rölyefle süslenen saray, bugün hâlâ tarihçilere ve arkeologlara ilham vermeye devam ediyor. Üstelik aynı coğrafyada, binlerce yıl sonra bile benzer yöntemlerin kullanılmış olması, kültürel sürekliliğin çarpıcı bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre bu tür sahneler, antik dünyada günlük yaşamın sanıldığı kadar uzak olmadığını ve geçmişle bugün arasında güçlü bağlar bulunduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
İbrahim Esat Güler




