İran Savaşı'nın başlangıcından bu yana geçen 50 günlük süre küresel enerji güvenliğini temelinden sarstı. Orta Doğu'da suların şimdilik durulması ve kritik ticaret yolu olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli gemi trafiğine açılması piyasalara bir nebze nefes aldırsa da ekonomik tablonun vahameti her geçen gün daha net anlaşılıyor. Reuters verilerine göre savaş süresince yaklaşık 500 milyon varil petrolün küresel piyasaya girişi engellendi. Bu miktarın piyasadan çekilmesi sadece bir arz düşüşü değil, aynı zamanda küresel ekonominin damarlarının 5 gün boyunca tamamen kesilmesiyle eşdeğer bir boşluk yarattı. Uzmanlar bu ölçekteki bir kaybın küresel kara taşımacılığının 11 gün boyunca durması veya dünya genelindeki havacılık sektörünün tam 10 hafta boyunca hiçbir uçuş gerçekleştirememesi anlamına geldiğini vurguluyor.
Körfez Bölgesi'nde Üretim Ve İhracat Felci
Savaşın en sert etkileri enerji kaynaklarının merkezi konumundaki Körfez bölgesinde hissedildi. Mart ayı verilerine göre bölgedeki günlük üretim kaybı 8 milyon varil seviyesine ulaştı. Bu rakam dünyanın en büyük enerji devlerinin toplam üretim kapasitelerinin bir anda sistemden silinmesiyle benzer bir şok yarattı. Sadece ham petrol değil, jet yakıtı gibi kritik rafineri ürünlerinin sevkiyatında da benzeri görülmemiş bir duraksama yaşandı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Katar gibi ülkelerin petrol ürünleri ihracatı milyonlarca varil seviyesinden sert düşüşlerle dip noktaları gördü. Yaşanan arz sıkıntısı New York ile Londra hattında yaklaşık 20 bin gidiş dönüş uçuşunu karşılayabilecek devasa bir yakıt miktarının piyasadan yok olmasına neden oldu.
Ekonomik Bilanço Ve Toparlanma Sürecindeki Riskler
Petrol fiyatlarının çatışmalar süresince varil başına ortalama 100 dolar bandında seyretmesi toplam ekonomik kaybın 50 milyar dolar barajını aşmasına sebebiyet verdi. Söz konusu miktarın bazı Avrupa ülkelerinin toplam yıllık gayrisafi yurt içi hasılalarına denk gelmesi krizin küresel boyutunu bir kez daha tescilledi. Hürmüz Boğazı'nın açılmış olması sevkiyatların başladığı anlamına gelse de uzmanlar üretimin eski seviyesine dönmesinin aylar alabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle bazı bölgelerdeki rafineri ve LNG tesislerinde meydana gelen fiziksel hasarların onarılması ve üretim sahalarının tam kapasiteye ulaşmasının yılları bulabileceği belirtiliyor. Enerji altyapısındaki bu kalıcı etki riskleri küresel enerji piyasalarındaki belirsizliğin bir süre daha devam edeceğine işaret ediyor.
Sılanur Atila





