1877–78 Osmanlı-Rus Harbi, tarihe “93 Harbi” olarak geçti. Savaşın ardından Kafkasya’daki Müslüman halklar, özellikle Çerkesler için zorlu bir göç süreci başladı. Binlerce Çerkes ailesi, yaşadıkları toprakları terk ederek Osmanlı coğrafyasına sığındı. Bu büyük muhacir hareketinin önemli duraklarından biri de Kayseri ve çevresi oldu.Kayseri’ye yerleştirilen Çerkes toplulukları, beraberlerind
e yalnızca nüfus artışı değil; tarım, hayvancılık ve savaş tecrübeleriyle şekillenmiş güçlü bir üretim kültürü de getirdi. Kısa sürede üretime katılan muhacirler, yerli halkla birlikte tarımsal faaliyetleri canlandırdı, hayvancılığın gelişmesine katkı sağladı ve kentin ekonomik hayatına hareket kazandırdı.Kayseri, Çerkesler için yeni bir yurt olurken; Çerkesler de kentin sosyal dokusuna farklı bir kültürel zenginlik kattı. Dayanışma anlayışı, çalışkanlık ve toplumsal uyum, bu göçün Kayseri’de bıraktığı en belirgin izler arasında yer aldı.Dönemin tanıklarından biri olan İngiliz Kaptan ve Konsolos Cooper, 1879 yılında Kayseri’ye atandığında şehirdeki bu dönüşümü yakından gözlemledi. Cooper’ın raporlarında, Kayseri’nin artan nüfus çeşitliliği, ticaret yolları üzerindeki önemi ve Anadolu’nun merkezindeki stratejik konumu dikkat çekti. Özellikle muhacir toplulukların üretime hızla entegre olması, kentin geleceği açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı’nın aktardığı bu tarihî süreç, 93 Harbi’nin acı hatıralarına rağmen Kayseri’nin hafızasında çalışkan ve üretken bir muhacir topluluğun kalıcı izler bıraktığını ortaya koyuyor. Bugün dahi Çerkes kültürünün zarafeti ve dayanışma ruhu, Kayseri’nin toplumsal yapısında hissedilmeye devam ediyor.İbrahim Esat Güler
e yalnızca nüfus artışı değil; tarım, hayvancılık ve savaş tecrübeleriyle şekillenmiş güçlü bir üretim kültürü de getirdi. Kısa sürede üretime katılan muhacirler, yerli halkla birlikte tarımsal faaliyetleri canlandırdı, hayvancılığın gelişmesine katkı sağladı ve kentin ekonomik hayatına hareket kazandırdı.Kayseri, Çerkesler için yeni bir yurt olurken; Çerkesler de kentin sosyal dokusuna farklı bir kültürel zenginlik kattı. Dayanışma anlayışı, çalışkanlık ve toplumsal uyum, bu göçün Kayseri’de bıraktığı en belirgin izler arasında yer aldı.Dönemin tanıklarından biri olan İngiliz Kaptan ve Konsolos Cooper, 1879 yılında Kayseri’ye atandığında şehirdeki bu dönüşümü yakından gözlemledi. Cooper’ın raporlarında, Kayseri’nin artan nüfus çeşitliliği, ticaret yolları üzerindeki önemi ve Anadolu’nun merkezindeki stratejik konumu dikkat çekti. Özellikle muhacir toplulukların üretime hızla entegre olması, kentin geleceği açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı’nın aktardığı bu tarihî süreç, 93 Harbi’nin acı hatıralarına rağmen Kayseri’nin hafızasında çalışkan ve üretken bir muhacir topluluğun kalıcı izler bıraktığını ortaya koyuyor. Bugün dahi Çerkes kültürünün zarafeti ve dayanışma ruhu, Kayseri’nin toplumsal yapısında hissedilmeye devam ediyor.İbrahim Esat Güler 




