Orta Doğu’da ABD, İran ve İsrail arasında patlak veren çatışmalar 23. gününe girerken, bölgede tansiyon düşmek yerine daha da yükseliyor. Tarafların karşılıklı saldırıları sürerken, savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel bir krize dönüşme ihtimali giderek güçleniyor.
Çatışmalar, Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’daki askeri ve stratejik hedeflere yönelik geniş çaplı hava operasyonlarıyla başlamıştı. Bu saldırılara İran, balistik füze ve insansız hava araçlarıyla karşılık verirken, kısa sürede İsrail şehirleri ve bölgedeki ABD üsleri hedef haline geldi. Böylece kriz, yalnızca iki ülke arasında değil, çok taraflı bir savaş dinamiğine evrildi.
Savaşın 23. gününde de taraflar geri adım atmıyor. İran’ın İsrail’in güneyindeki bazı yerleşimlere yönelik füze saldırıları düzenlediği, saldırılarda can kayıpları ve yaralanmaların yaşandığı bildiriliyor. Buna karşılık İsrail ve ABD güçleri, İran’ın özellikle askeri altyapısı ve kritik tesislerine yönelik hava operasyonlarını sürdürüyor.
Öte yandan diplomatik cephede de sert mesajlar dikkat çekiyor. ABD yönetiminin İran’a yönelik Hürmüz Boğazı üzerinden yeni bir uyarıda bulunduğu, İran’ın ise olası bir müdahaleye sert karşılık vereceğini açıkladığı belirtiliyor. Bu karşılıklı restleşme, çatışmanın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini artırıyor.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzı açısından kritik önemine dikkat çekerek, bölgede yaşanabilecek bir tırmanmanın petrol fiyatları ve uluslararası ticaret üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini vurguluyor. Ayrıca Lübnan başta olmak üzere farklı aktörlerin de sürece dahil olma ihtimali, savaşın kapsamını daha da büyütebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, ABD–İran–İsrail hattındaki savaşın kısa vadede sona ermesine yönelik bir işaret bulunmazken, bölgedeki belirsizlik ve güvenlik riski artarak devam ediyor.





