Trafikte milyonlarca araç, sadece yol güvenliği değil, aynı zamanda çalışma mevzuatı açısından da denetim altında tutuluyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Emniyet Genel Müdürlüğü arasındaki koordinasyon sayesinde, özellikle ticari araç sahipleri ve tüzel kişiler yakından takip ediliyor.
Rutin trafik kontrolleri artık sadece ehliyet ve ruhsat sorgusuyla sınırlı değil. Araç durdurulduğunda sürücünün sigorta durumu anlık olarak kontrol ediliyor.
Ticari araç tüzel kişiliğe veya şirkete aitse, sürücünün aktif SGK kaydı bulunmuyorsa durum tutanak altına alınarak hemen SGK’ya bildiriliyor. Plaka, sürücü T.C. kimlik numarası, denetim yeri ve tarih gibi kritik veriler SGK veri tabanıyla eşleştiriliyor.
Tespit edilen eksiklikler sonucunda şirketlere ağır idari para cezaları uygulanıyor ve ilgili personelin sigorta girişleri geriye dönük olarak resen yapılıyor.
5510 sayılı Kanun kapsamında işçi sigortasının zamanında yapılmaması halinde ceza tutarı, ihlalin tekrarlanmasına göre katlanarak artıyor. İşçinin işe giriş bildirgesinin yasal süresinde verilmemesi durumunda iki asgari ücret 66 bin 60 TL ceza uygulanıyor. Aynı ihlalin bir yıl içinde tekrarında ise sigortasız her işçi için ceza asgari ücretin beş katına, yani 198 bin 180 TL’ye kadar yükseliyor. Üstelik sigortasız personelin bordroda yer almaması gibi durumlar, aylık ek cezalarla mali yükü daha da artırıyor.
Bu ağır yaptırımlardan kaçınmanın tek yolu, aracın kullanan şoförünün eksiksiz sigortasının yapılması. Araç kiralama durumunda ise ıslak imzalı ve yazılı kira sözleşmesi ile sorumluluk kiracıya devrediliyor. Ancak kaza anında, kayıt dışı bir şoförün neden olduğu yaralanma veya ölüm durumlarında tüm maddi ve hukuki sorumluluk doğrudan araç sahibine yükleniyor. Bu nedenle şirketler, sadece idari cezalarla değil, aynı zamanda tazminat davalarıyla da karşı karşıya kalabiliyor.





