Avrupa Birliği (AB), dışa bağımlılığını azaltmak ve kendi kendine yetebilen bir güç merkezi olmak amacıyla “Stratejik Özerklik” politikasını hayata geçiriyor. Bu çerçevede Avrupa Komisyonu, Türkiye’yi “Made in Europe” (Avrupa Malı) ekosistemine dahil etti. Kararla Türkiye, AB’nin stratejik değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmiş oldu.
Pandemi sonrası küresel ekonomik dönüşüm, verimlilik odaklı küreselleşmeden güvenlik odaklı bölgeselleşmeye kayarken, AB de üretimini daha yakın coğrafyalara çekmeyi hedefleyen “nearshoring” stratejisine ağırlık veriyor. Türkiye’nin Gümrük Birliği altyapısı ve üretim kapasitesi, AB için kritik bir güvenli liman olarak öne çıkıyor.
Almanya Başbakanı Friederich Merz ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın girişimleriyle elde edilen bu karar, Türkiye’yi otomotivden tekstile, yeşil enerji teknolojilerine kadar pek çok alanda Avrupa’nın “ana atölyesi” konumuna taşıyacak. Kamu alımları ve stratejik sektörlerde mütekabiliyet esas alınacak, böylece “Made in Europe” kapsamı genişletilecek.
Karar, Türkiye için sadece ekonomik kazanç değil; hukuksal standartların, dijital dönüşümün ve sürdürülebilirlik ilkelerinin Avrupa ile tam entegrasyonu açısından da önemli bir fırsat oluşturuyor. AB, Türkiye’yi ekosisteme dahil ederek kendi stratejik özerkliğini güvence altına almış oluyor; Türkiye’nin dinamik iş gücü ve lojistik avantajı, AB’nin Çin ve ABD karşısında küresel rekabette ayakta kalabilmesi için hayati bir tampon görevi görecek.
Buse Yıldız




