Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, bugün partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Değişim ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Mehmet Işık ve diğer parti üyelerinin Milli Yol Partisi’ne katıldığını açıkladı. Çayır, “Burası toplanma yeri, burası merhamet yuvası, burası adalet yuvası” dedi.
Işık ve arkadaşlarına rozet takan Çayır, şunları söyledi:BAŞLATMADIĞIMIZ SAVAŞIN TARAFI OLAMAYIZ“Türkiye zor günlerden geçmektedir. Türkiye, gerçekten badireli ve hayatın gittikçe zorlaştığı bir süreci yaşamaktadır. Ne yazık ki çevremizde savaşlar bitmiyor. İrademiz dışında, kendi kaderimiz denilmeyecek şeklinde, farklı coğrafyalardaki kaoslar, savaşlar, işgaller hepimizin hayatını etkiliyor. Türkiye’yi ve dünyayı etkiliyor. Rusya’nın Ukrayna’yı, bir şekilde kendi hevesi doğrultusunda, kendi emelleri doğrultusunda işgal etmesi kabul edilemezdi. Şu an gelinen noktada az da olsa bir barış umudu doğmuştur. Bu barış umuduna kim katkı sağlamışsa bir insanın bile ölmemesi, bir insanın yurdundan edinmemesi için saf edilen bütün çabalar değerlidir. Bu anlamda Türkiye’nin ortaya koyduğu tavır doğrudur ve yerindedir. İlla da taraf olmak zorunda değiliz. Ancak elbette ki mazlumların yanında yer alacağız. Bu bizim inancımızın da insanlığımızın da gereği. Kim olursa olsun zulmün karşısında, mazlumun yanında yer almak bizim temel insanlık görevimizdir. Bu açıdan bakıldığında bir an önce Ukrayna halkının uğradığı zulmün son bulması gerekmektedir. Rusya’nın da bu konuda artık eski dünyanın olmadığını görmesi gerekiyor. Bu anlamda sürdürülen çabaları doğru buluyoruz. Aynısını Suriye’de beklemekteyiz. Akıl var, izan var, gerçekler var. Dünyanın gerçeklerine hiçbirimiz sırtımızı çeviremeyiz. Başlatmadığımız savaşın tarafı olamayız. Biz başlatmadık Suriye’deki gerginliği, kaosu. Batı geldi, başucumuzdaki, sınırımızdaki toprağa müdahale etti. Sonra çekip gittiler ama yandaşlarını bırakarak.ELİMİZİ TUTACAK MERHAMET ELİ LAZIM, O İŞTE LİYAKATTİRRamazan’a başlarken eskiden çarşı-pazarda insanlar alışveriş yapardı. Bir yoğunluk olurdu, şimdi gidin esnafa, hiçbir yoğunluk yok. Temel gıdaya ulaşımda, erişimde gerçekten toplumda insanlar zorluk çekiyor. Aldıkları para ile hayatlarını devam ettirebilmek için büyük güçlükler içerisinde insanlarımız. Bu güçlüğü görmeden, bu hakikati bilmeden yukarılarda oturarak tavsiyelerde bulunmak kolay. Ne yiyeceğimizi ne yemeyeceğimizi söylemek kolay da fakirin fukaranın çektiğini bilmek apayrı bir iş. Onun için Türkiye, şu an girdiği iktisadi sarmaldan çıkabilmelidir. Çıkmanın yolu da ne yazık ki bu siyasi anlayışlar değil. Bu siyasi anlayışların Türkiye’yi getirdiği yer belli. 20 sene sonra, iktidarın başında bulunan bir insan dönüp bize, ‘Bana beş yıl daha verin, ben Türkiye’de hayat pahalılığın sona erdireceğim’ diyorsa vay sizin halinize, vay bizim halimize. Vatandaşın çocuğu üniversiteyi bitiriyor, bu çocuk nerede iş bulacak? Partili arıyor. Kimse demiyor ki ‘bu çocuğun ihtisası ne, hangi işi yapar. İyi yapar mı, yapmaz mı?’ Ölçü yok. Ölçü ne? Sadakat. ‘İnternetine bakın şunun, Twitter’ına bakın, Facebook’una bakın nasıl biri bu?’ Nasıl biri olacak? Senin gibi düşünmek zorunda mı? Senin gibi yaşamak zorunda mı? İşine bak işine. İşini yapıyor mu, yapmıyor mu? Ülkenin bu kafadan kurtulması lazım. Elimizi tutacak merhamet eli lazım, o işte liyakattir, adalettir ve devlettir. Devlet adalettir ama Türkiye’de devlet zenginlik kapısı, çıkar kapısı ve güç kapısı. Bunların hepsini bu hareket değiştirebilme kabiliyetine sahip. Eğer değiştiremezse çekip evimize gideceğiz.Aramızda Değişim ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Mehmet Işık Bey var. Aramıza katılıyorlar. Hareket güçleniyor. Burası toplanma yeri, burası merhamet yuvası, burası adalet yuvası.”
Işık ve arkadaşlarına rozet takan Çayır, şunları söyledi:BAŞLATMADIĞIMIZ SAVAŞIN TARAFI OLAMAYIZ“Türkiye zor günlerden geçmektedir. Türkiye, gerçekten badireli ve hayatın gittikçe zorlaştığı bir süreci yaşamaktadır. Ne yazık ki çevremizde savaşlar bitmiyor. İrademiz dışında, kendi kaderimiz denilmeyecek şeklinde, farklı coğrafyalardaki kaoslar, savaşlar, işgaller hepimizin hayatını etkiliyor. Türkiye’yi ve dünyayı etkiliyor. Rusya’nın Ukrayna’yı, bir şekilde kendi hevesi doğrultusunda, kendi emelleri doğrultusunda işgal etmesi kabul edilemezdi. Şu an gelinen noktada az da olsa bir barış umudu doğmuştur. Bu barış umuduna kim katkı sağlamışsa bir insanın bile ölmemesi, bir insanın yurdundan edinmemesi için saf edilen bütün çabalar değerlidir. Bu anlamda Türkiye’nin ortaya koyduğu tavır doğrudur ve yerindedir. İlla da taraf olmak zorunda değiliz. Ancak elbette ki mazlumların yanında yer alacağız. Bu bizim inancımızın da insanlığımızın da gereği. Kim olursa olsun zulmün karşısında, mazlumun yanında yer almak bizim temel insanlık görevimizdir. Bu açıdan bakıldığında bir an önce Ukrayna halkının uğradığı zulmün son bulması gerekmektedir. Rusya’nın da bu konuda artık eski dünyanın olmadığını görmesi gerekiyor. Bu anlamda sürdürülen çabaları doğru buluyoruz. Aynısını Suriye’de beklemekteyiz. Akıl var, izan var, gerçekler var. Dünyanın gerçeklerine hiçbirimiz sırtımızı çeviremeyiz. Başlatmadığımız savaşın tarafı olamayız. Biz başlatmadık Suriye’deki gerginliği, kaosu. Batı geldi, başucumuzdaki, sınırımızdaki toprağa müdahale etti. Sonra çekip gittiler ama yandaşlarını bırakarak.ELİMİZİ TUTACAK MERHAMET ELİ LAZIM, O İŞTE LİYAKATTİRRamazan’a başlarken eskiden çarşı-pazarda insanlar alışveriş yapardı. Bir yoğunluk olurdu, şimdi gidin esnafa, hiçbir yoğunluk yok. Temel gıdaya ulaşımda, erişimde gerçekten toplumda insanlar zorluk çekiyor. Aldıkları para ile hayatlarını devam ettirebilmek için büyük güçlükler içerisinde insanlarımız. Bu güçlüğü görmeden, bu hakikati bilmeden yukarılarda oturarak tavsiyelerde bulunmak kolay. Ne yiyeceğimizi ne yemeyeceğimizi söylemek kolay da fakirin fukaranın çektiğini bilmek apayrı bir iş. Onun için Türkiye, şu an girdiği iktisadi sarmaldan çıkabilmelidir. Çıkmanın yolu da ne yazık ki bu siyasi anlayışlar değil. Bu siyasi anlayışların Türkiye’yi getirdiği yer belli. 20 sene sonra, iktidarın başında bulunan bir insan dönüp bize, ‘Bana beş yıl daha verin, ben Türkiye’de hayat pahalılığın sona erdireceğim’ diyorsa vay sizin halinize, vay bizim halimize. Vatandaşın çocuğu üniversiteyi bitiriyor, bu çocuk nerede iş bulacak? Partili arıyor. Kimse demiyor ki ‘bu çocuğun ihtisası ne, hangi işi yapar. İyi yapar mı, yapmaz mı?’ Ölçü yok. Ölçü ne? Sadakat. ‘İnternetine bakın şunun, Twitter’ına bakın, Facebook’una bakın nasıl biri bu?’ Nasıl biri olacak? Senin gibi düşünmek zorunda mı? Senin gibi yaşamak zorunda mı? İşine bak işine. İşini yapıyor mu, yapmıyor mu? Ülkenin bu kafadan kurtulması lazım. Elimizi tutacak merhamet eli lazım, o işte liyakattir, adalettir ve devlettir. Devlet adalettir ama Türkiye’de devlet zenginlik kapısı, çıkar kapısı ve güç kapısı. Bunların hepsini bu hareket değiştirebilme kabiliyetine sahip. Eğer değiştiremezse çekip evimize gideceğiz.Aramızda Değişim ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Mehmet Işık Bey var. Aramıza katılıyorlar. Hareket güçleniyor. Burası toplanma yeri, burası merhamet yuvası, burası adalet yuvası.”





