Fransız aristokrat Philippe Pozzo di Borgo ile banliyölerden gelen Abdel Sellou’nun beklenmedik dostluğu, yalnızca iki insanın hayatını değil, dünya sinemasını da derinden etkileyen gerçek bir hikâye olarak hafızalara kazındı.
42 yaşında geçirdiği ağır bir kaza sonrası bedeninin kontrolünü büyük ölçüde kaybeden Philippe Pozzo di Borgo, yaşamla bağının zayıfladığı bir dönemde Abdel Sellou ile tanıştı. Abdel ise eğitimi olmayan, düzenli bir işi bulunmayan ve geçmişi nedeniyle toplumun önyargılarıyla karşılaşan genç bir adamdı. İkisini bir araya getiren şey ne merhamet ne de zorunlu bir iş ilişkisiydi; aralarındaki bağ, karşılıklı dürüstlükle kuruldu.Abdel, Philippe’e hiçbir zaman bir “hasta” ya da “bakım vakası” gibi davranmadı. Mizahı, doğrudan tavrı ve içtenliğiyle onu yeniden hayata dahil etti. Philippe ise Abdel’e güvenerek ona sorumluluk verdi, değerli olduğunu hissettirdi. Zamanla bu ilişki, zorunlu bir birliktelikten samimi bir dostluğa dönüştü.
Bu sıra dışı bağ, 2011 yılında sinemaya uyarlanarak dünya çapında büyük ses getiren “Intouchables / Can Dostum” filmine ilham verdi. Film, gişe rekorları kırarken; izleyicilere engellilik, sınıf farkı ve önyargılar gibi kavramları yeniden düşünme fırsatı sundu. Hikâye, acıma duygusuna yaslanmadan, insan onuru ve eşitlik üzerinden anlatılmasıyla sinema tarihinde özel bir yer edindi.Philippe Pozzo di Borgo ve Abdel Sellou’nun gerçek yaşam öyküsü, yakınlık kurmak için benzer hayatlara sahip olmanın şart olmadığını gösteriyor. Bazen iki insanın aynı seviyede, göz göze gelmesi; tüm farkların ötesinde güçlü ve dönüştürücü bir bağ kurmak için yeterli olabiliyor.Bu gerçek hikâye, sinemanın en güçlü yanlarından birini bir kez daha hatırlatıyor: Hayatın içinden çıkan samimi öyküler, perdede evrensel duygulara dönüşebiliyor. Haber: Buse YıldızBuse Yıldız
42 yaşında geçirdiği ağır bir kaza sonrası bedeninin kontrolünü büyük ölçüde kaybeden Philippe Pozzo di Borgo, yaşamla bağının zayıfladığı bir dönemde Abdel Sellou ile tanıştı. Abdel ise eğitimi olmayan, düzenli bir işi bulunmayan ve geçmişi nedeniyle toplumun önyargılarıyla karşılaşan genç bir adamdı. İkisini bir araya getiren şey ne merhamet ne de zorunlu bir iş ilişkisiydi; aralarındaki bağ, karşılıklı dürüstlükle kuruldu.Abdel, Philippe’e hiçbir zaman bir “hasta” ya da “bakım vakası” gibi davranmadı. Mizahı, doğrudan tavrı ve içtenliğiyle onu yeniden hayata dahil etti. Philippe ise Abdel’e güvenerek ona sorumluluk verdi, değerli olduğunu hissettirdi. Zamanla bu ilişki, zorunlu bir birliktelikten samimi bir dostluğa dönüştü.
Bu sıra dışı bağ, 2011 yılında sinemaya uyarlanarak dünya çapında büyük ses getiren “Intouchables / Can Dostum” filmine ilham verdi. Film, gişe rekorları kırarken; izleyicilere engellilik, sınıf farkı ve önyargılar gibi kavramları yeniden düşünme fırsatı sundu. Hikâye, acıma duygusuna yaslanmadan, insan onuru ve eşitlik üzerinden anlatılmasıyla sinema tarihinde özel bir yer edindi.Philippe Pozzo di Borgo ve Abdel Sellou’nun gerçek yaşam öyküsü, yakınlık kurmak için benzer hayatlara sahip olmanın şart olmadığını gösteriyor. Bazen iki insanın aynı seviyede, göz göze gelmesi; tüm farkların ötesinde güçlü ve dönüştürücü bir bağ kurmak için yeterli olabiliyor.Bu gerçek hikâye, sinemanın en güçlü yanlarından birini bir kez daha hatırlatıyor: Hayatın içinden çıkan samimi öyküler, perdede evrensel duygulara dönüşebiliyor. Haber: Buse YıldızBuse Yıldız 




