Kayseri’nin İncesu İlçesi, Sırtma Köyü sınırları içinde Evliya Dağı’nın yakınlarında, Bozdağ’ın eteklerindedir. Eren’in Horasan Eri akıncılarından olduğu, Haçlı Seferlerine katıldığı ifade edilmektedir. Burası değişik niyet ve maksatlarla ziyaret edilir. Diğer ismi Omuzu Güçlü olan evliyanın çok iyi sapan attığı ve türbesi ile alay edenleri çarptığına inanılmaktadır. Adının halk arasında Omuzu Güçlü diye bilinmesine karşın, gerçekte ise savaşlarda gürz kullandığı için “Omuzu Gürzlü” olduğu düşünülüyor. Tahminen zamanımızdan 900 yıl önce yaşamıştır. Kendisi Selçukluların Anadolu’yu fethedip Müslümanlaştırdığı Türk fetihleri esnasında Orta Asya’dan büyük göçle gelen, binlerce erenlerden biri olmalıdır. Hem Veli hem de Akıncıbaşı olarak kabul edilen Omuzu Gürzlü I. Haçlı seferi sırasındaki savaşlara katılmıştır. Bundan dolayı da Selçuklular tarafından vefat ettiği yere türbesi yapılmıştır.Onunla ilgili bir başka rivayet ise Erciyes’in İncesu tarafındaki Tekke dağında yatan Turasan Hazretlerinin kardeşlerinden biri olduğuyla ilgilidir.Rivayete göre Turasan hazretlerinin 7 kardeşi vardır ve bunlardan ikisi Omuzu Gürzlü ve Şeyh Şaban’dır. Onun hakkında anlatılan menkıbelerden bazıları şunlardır; Rivayete göre Hazret, sürekli kâfirlerle savaş halindedir. Bu savaşlar sürerken bir ara savaş dönemi sona erer ve şeyh düşman kralının kızı ile evlenir. Müslüman olmuş görünen bu kadın esasında hala kâfirdir ve ona tuzak kurma maksadıyla gönderilmiştir.Kadın, Şeyh Hazretlerini birkaç kez namaz kılarken urganla, zincirle bağladığı olur fakat hazret namazdan sonra kollarını açtığı zaman zinciri, urganı velhasıl tüm bağları bir çırpıda kırar. Bu duruma bir anlam veremeyen kadın:– Ey Şeyh sendeki güce hayran olduğum için bunları yapıyorum acaba senin kıramadığın, gücünün yetmediği bir nesne var mıdır? diye sorar. Omuzu Güçlü Hazretleri de:– Ben yalnızca saçımın teli ile bağlanırsam onu kıramam, der.Eşi onu bir gün namaz kılarken saçının teli ile bağlar ve akrabası olan düşmanlara haber salar. Zaten su uyur düşman uyumaz misali tetikte olan düşman, gelip elleri bağlı olan Omuzu Gürzlü Hazretlerine saldırır. Elleri bağlı olduğu halde uzun süre küffar ile savaşan eren o zamanlar dik ve yüksek bir dağ olan Bozdağ’a doğru kaçmaya başlar. Kaçarken düşmanın iyice yaklaştığını görünce “Yetiş Bozdağ!” diye gürler. Allahın izni ile keramet gösterir ve o zamanlar dikine ve yüksek bir dağ olan Bozdağ düşmanların üzerine doğru yıkılır, böylece bir kısmı ölür. O yüzden bu gün Bozdağ’ın, yakınlarda ki diğer dağlar gibi dikine bir dağ olmayıp yayvan bir dağ olduğuna inanılır. Neyse Şeyhin kerameti ile o gün birçok kâfir ölür, büyük veli de kurtulur.
Bir başka menkibe de Yavaş köyüyle ilgilidir. O dönemde kötülükler çoğalmış; hırsızlık, zulüm, ahlaksızlık… Omuzu Gürzlü öfkeyle bir kayayı kaldırır, ileri fırlatır. Öğrencisi korkar:
– Eyvah! Masum insanlar da ölür!
Omuzu Gürzlü kayaya sadece “Yavaş” der ve kaya olduğu yere düşer. O andan sonra köye Yavaş adı verilir.
Zaviyede hâlâ “Günah Deliği” denilen bir yer vardır; eğilip içeri girenler, günahlarının bağışlandığına inanır. Sandukanın uzunluğu, taşlardaki secde izleri, her köşe onun kudretini ve teslimiyetini anlatır. Her yıl Kadiriler tarafından yapılan zikirlerde, halk onu anarken geçmişle bugün arasında bir bağ kurar; iman, cesaret ve adalet burada yaşar.
Omuzu Gürzlü Zaviyesi sadece taşlardan ibaret değildir; burası, güç, sabır ve inancın insan ruhunda nasıl var olabileceğini gösteren bir mucizedir. Buraya gelen her ziyaretçi, tarih ve keramet arasında, içten bir yolculuğa çıkar.
İbrahim Esat Güler