Tarih yaprakları 1914 yılının sonbaharını gösterdiğinde, Çanakkale Boğazı'nda sadece toplar değil, koca bir milletin var olma iradesi yankılanmaya başlamıştı. İtilaf Devletleri'nin çelikten zırhlarına ve devasa donanmalarına karşı, Anadolu'nun ve Rumeli'nin dört bir yanından kopup gelen yüreklerin çetin mücadelesi başlamıştı. Bu varoluş savaşı sadece cephedeki erlerin değil, babasını, eşini ve evladını toprağa adayan, yetmeyip bizzat cepheye koşan kadınların omuzlarında yükseldi.
Savaşın Şefkatli Ve Dirençli Elleri
Cephe gerisinde adeta bir lojistik ordusu kuran Anadolu kadını, kağnılarla cephane taşıdı, dondurucu soğukta askerine kalkan olacak giysiler ördü. Bu emsalsiz çabanın tıbbi cephesinde ise Safiye Hüseyin Elbi gibi öncüler parladı. İlk Türk hemşire unvanıyla Reşit Paşa Hastane Gemisi'nde görev alan Elbi, binlerce yaralı askerin yaralarını sararak onlara anne şefkatiyle umut oldu.
Adını Değiştirip Sipere Koşanlar
Ancak Türk kadınının hikayesi sadece cephe gerisiyle sınırlı kalmadı. Vatan tehlikedeyken evde oturmayı reddeden kadınlar, kimliklerini gizleyerek ateş hattına atıldı. Mücahide Hatice Hatun, kadın olduğu anlaşılmasın diye adını Ahmed olarak değiştirip Anafartalar cephesinde omuz omuza çarpıştı. Henüz küçük yaşta babasıyla cepheye giden Nezahat Onbaşı, 70'inci Alay'ın namıdiğer Kızlı Alay'ın sembolü haline gelerek askerlere cesaret aşıladı. Ülkenin zor durumunu duyup kilometrelerce öteden, Kosova'dan koşarak gelen Zeynep Mido Çavuş ise bu topraklarda şehadet şerbetini içerek vatan sevdasının sınır tanımadığını gösterdi.
Düşman Arşivlerine Kazınan Korku
Savaşın en çetin anlarında gizli emirleri taşıyan Gazi Fatma Çavuş, düşmana esir düşmesine ve ağır işkenceler görmesine rağmen tek bir sır vermeyerek çelikten bir irade sergiledi. Öte yandan, Anzak askerlerinin günlüklerine ve İngiliz basınına yansıyan isimsiz keskin nişancı Türk kadınları, pusuya yattıkları evlerden günlerce çıkmayarak düşman birliklerine ağır zayiatlar verdirdi. Vurulduklarında bile üzerlerinden düşman askerlerinin künyeleri çıkan bu savaşçılar, işgal kuvvetlerinin hafızalarına derin bir korku ve saygı kazıdı.
Evladını Şehit Veren Ananın Metaneti
Savaş bittiğinde Çanakkale geçilmemiş, İstanbul'un ve Anadolu'nun kalbi işgalden kurtarılmıştı. Bu zafer, evladının ardından ağlamak yerine devlete ve millete zeval gelmesin diyerek metanetini koruyan, gam yemem diyen anaların duasıyla kazanıldı. Çanakkale'de sergilenen bu üstün cesaret ve fedakarlık, çok geçmeden başlayacak olan Milli Mücadele'nin de en büyük ilham kaynağı olarak tarihe altın harflerle kazındı.
Sılanur Atila




