ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın büyümesi, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yol açarak küresel enerji piyasalarında büyük bir krizi tetikledi.
Petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara çıkabileceği konuşulurken, Avrupa’da doğalgaz ve enerji rezervleri kritik seviyelere geriledi.
İsrail ve ABD’nin geçtiğimiz cumartesi İran’a yönelik başlattığı saldırılar sonrası, İran’ın İsrail ve Körfez ülkelerine füze saldırılarıyla karşılık vermesi çatışmaları tırmandırdı. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, enerji piyasalarında ciddi riskleri ortaya çıkardı. Uluslararası Para Fonu (IMF) analizine göre enerji fiyatlarında bir yıllık yüzde 10’luk artış, küresel enflasyonu 40 baz puan yükseltebilir ve büyümeyi yüzde 0,2 yavaşlatabilir.
Boğazın kapanması, dünya petrol ve LNG arzının yaklaşık yüzde 20’sinin aksamasına yol açarken, günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol piyasadan çekildi. Alternatif rotalarla sadece 5 milyon varillik sevkiyat telafi edilebiliyor. Brent petrolün varil fiyatı, savaşın başlamasından bu yana yüzde 13’ten fazla artarak 85 doları geçti. Irak’ın üretimi durdurma kararı ve çatışmalarda hasar gören tankerler, fiyatların yükselmesine neden oldu.
Avrupa’da doğalgaz depolama tesislerinin doluluk oranı yüzde 30’un altına inerken, Almanya’da benzin fiyatları 2 avronun üzerine çıktı. Enerji fiyatlarının yükselmesi, kıta genelinde ekonomik büyüme ve enerji kullanımını tehdit ediyor.
Türkiye’de enerji bağımlılığı nedeniyle cari açığın yüzde 7 ila 18 artabileceği, enflasyonun 5-10 puan yükselmesi ve büyümenin yüzde 1-2 yavaşlamasının mümkün olduğu belirtiliyor. ABD, Çin, Hindistan ve Suudi Arabistan da krizden farklı şekillerde etkileniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaşın ilk günlerinde yaptığı açıklamada çatışmaların bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurgulamış ve yangının büyümeden söndürülmesi gerektiğini ifade etmişti.
Buse Yıldız




