Kayseri’nin tarihi mirasına olan ilgisiyle bilinen Dr. Murat Cahid Cıngı, şehrin 19. yüzyıl ortalarında yaşadığı o sessiz ama derin dönüşümü şu sözlerle özetliyor: "Kıymetli hemşehrilerim, biz Kayseri’yi hep ticari zekasıyla anarız ama bu şehrin ruhunda her zaman bilgiye olan iştiyak vardır. İşte o iştiyakın en somut adımlarından biri, 1835 yılında Talas’ın o tarihi dokusu içerisinde atılmıştır. Mıgırdiç Asadur isimli Ermeni bir ustanın kurduğu o küçük matbaa, el yazması eserlerin sabırlı bekleyişinden, basılı kitabın hızı ve bereketine geçişin ilk kapısıdır."
Kurşun Harflerin Zahmetli Dansı
Dr. Cıngı, o dönemki teknolojik geçişin zorluklarını ve önemini vurgularken matbaanın işleyişine de değiniyor: "Düşünün ki; o güne kadar bir kitabın çoğaltılması hattatların elinde aylarca sürerdi. Asadur usta, Talas’ta kurşun harfleri tek tek dizerek Anadolu’daki en erken özel matbaa girişimlerinden birine imza attı. Belki bugün biz dijital baskı hızıyla saniyeler içinde binlerce sayfa alıyoruz ama o günün şartlarında okul kitaplarının, İncil nüshalarının ve toplumsal duyuruların elde hazırlanan kalıplarla çoğaltılması, bölgedeki eğitim kurumları için adeta bir can suyu olmuştur. Talas, o dönemde yabancı misyoner okulları ve yerel eğitim kurumlarıyla tam bir kültür vahasına dönüşmüştür."
Eğitim Ve Kültürün Amiral Gemisi: Talas
Talas’ın Kayseri tarihindeki stratejik önemine dikkat çeken Cıngı, matbaanın eğitim üzerindeki çarpan etkisini şu sözlerle tamamlıyor: "Bu küçük basımevi, sadece kağıdı mürekkeple buluşturmadı; aynı zamanda bilginin demokratikleşmesini sağladı. Öğretmenler ve öğrenciler için kitaba ulaşmanın kolaylaşması, şehrimizde okuma kültürünün kök salmasına vesile oldu. Bugün eğer Kayseri bir üniversiteler şehriyse, bu temellerde Asadur usta gibi girişimcilerin emeği büyüktür. Bizler de bugün bu mirası devralarak Kayseri’mizi bir dünya kenti, bir kültür başkenti yapma yolunda aynı azimle çalışmaya devam ediyoruz."
Sılanur Atila





