Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Çıngı, Erciyes Dağı’nın yalnızca bir doğa harikası ya da turizm merkezi olmadığını, insanlık tarihinin en eski inanç katmanlarını bünyesinde barındıran kadim bir kutsal mekân olduğunu vurguladı.
Çıngı’nın aktardığına göre Erciyes, Hititler döneminde “Harkasna” ya da “Argis” adıyla anılıyor ve tanrılara en yakın nokta olarak kabul ediliyordu. Hitit çivi yazılı tabletlerinde, güneşin doğuşunun Erciyes üzerinden selamlandığına ve önemli kurban törenlerinin dağın eteklerinde yapıldığına dair kayıtlar bulunuyor. Bu durum, Erciyes’in daha o çağlarda bile “ulaşılamaz kutsal alan” olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Hitit inanç dünyasında yüksek ve görkemli dağların Gök Tanrısı Teşup’un mekânı sayıldığını belirten Çıngı, duaların ve adakların dağa yönelerek yapıldığını, Erciyes’in bu yönüyle bir inanç merkezi olduğunu ifade etti.
Roma dönemine gelindiğinde ise Erciyes’in kutsallığının daha da görünür hâle geldiği belirtiliyor. Antik Kayseri’nin (Mazaka/Caesarea) şehir sikkelerinde Erciyes’in bir dağ tanrısı şeklinde tasvir edilmesi, zirvenin hem koruyucu bir güç hem de bölgesel kimliğin simgesi olarak algılandığını gösteriyor.
Bizans döneminde Erciyes’in zirvesi ve etekleri, bu kez keşişlerin ve münzevilerin inziva alanına dönüştü. Günümüze ulaşan mağara hücreleri ve küçük manastır kalıntıları, dağın Ortaçağ boyunca Tanrı’ya yakınlaşmanın sembolü olarak görüldüğünü kanıtlıyor. Sessizlik, yükseklik ve doğayla baş başa kalma fikri, Erciyes’i ruhani bir merkez hâline getirdi.
Dr. Murat Cahid Çıngı, tüm bu tarihsel katmanların Erciyes’i sıradan bir dağ olmaktan çıkardığını belirterek, “Hititlerden Bizans’a uzanan süreçte Erciyes, göğe açılan bir kapı ve kutsallık ekseni olarak algılandı. Bugün modern bir kayak merkezi olarak anılsa da zirvesinde hâlâ binlerce yıllık inançların yankısı hissediliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: Haber Merkezi
Emine Nur Eken




