RAMAZAN, CAMİ VE HAYAT Muhterem Müslümanlar! Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamd ve sena olsun ki bizleri on bir ayın sultanı Ramazan-ı şerife kavuşturdu. Ramazan-ı şerif; Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin üzerimize sağanak sağanak yağdığı, bereket ve inayetinin evlerimizden sokaklara taştığı müstesna bir zaman dilimidir. Günlük koşuşturma içinde yıpranan iç dünyamızı onaran, hayatımıza anlam katan bir mekteptir. Ramazan; gönüllerimize inşirah vermek, kulluğumuzu sırat-ı müstakim üzere tahkim etmek için bizlere sunulmuş büyük bir nimettir. Rabbimize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatan kıymetli bir hazinedir. Aziz Müminler! Ramazan-ı şerif, bizlere birçok manevi kazanım sunduğu gibi camilerle aramızdaki bağı yeniden tesis etmek, kuvvetlendirmek ve geliştirmek için de nice fırsatlar sunmaktadır. Ezanları, mukabeleleri, ilim halkaları, teravih namazları ve avlusunda kurulan iftar sofralarıyla Ramazan; cami merkezli bir hayatı inşa ve ihya etmemize vesile olmaktadır. Zira camiler; medeniyetimizin beşiği, şehirlerimizin kalbidir. Camiler; imanı ahlakla, ibadeti bilinçle, bilgiyi hikmetle, kulluğu sorumlulukla yoğuran mukaddes mekânlardır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:“Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır.” Yüce Rabbimiz ise şöyle buyurur:“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler imar ederler. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.” Camileri imar etmek sadece onları inşa etmek değildir. Camileri imar etmek; aynı safta omuz omuza durabilmek, kubbeleri altında birlik ve beraberlik şuuruna ermek, minarelerinin gölgesinde kardeşliğimizi pekiştirmektir. Kıymetli Müminler! Aile bağlarının zayıfladığı, akraba ve komşuluk ilişkilerinin tükenme noktasına geldiği bir çağda yaşıyoruz. İnsan günden güne yalnızlaşmakta, kalabalıklar içinde kimsesiz kalmaktadır. Dünya nimetlerine aşırı meyletmenin yol açtığı huzursuzluk; hayatı sadece dünyadan ibaret görmeye, maneviyattan uzaklaşmaya sebep olmaktadır. Bütün bu sıkıntıların çaresi ise cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten, İslam’ın evrensel hakikatlerini ve bizi biz yapan değerleri yeniden gündemimize taşımaktan geçmektedir. Aziz Müslümanlar! Ramazan-ı şerifin huzur veren manevi havasından gereği gibi istifade edebilirsek özümüze dönebilir, kulluk şuurumuzu canlı tutabiliriz. Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarında Ramazan’a dair güzel hatıralar biriktirebilirsek onların geleceğe güvenle bakmalarına katkı sağlayabiliriz. Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine camiyi yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetine ulaşabiliriz. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitiriyoruz: “Bir kimse camiye gitmek niyetiyle evinden çıktığında attığı her adım için kendisine bir sevap yazılır, diğer adımı için de bir günahı silinir.” Rabbim bizleri Ramazan’ın bereketinden, camilerin huzurundan ve kulluğun izzetinden mahrum eylemesin.Emine Nur Eken
YEREL HABERLER
Yayınlanma: 27 Şubat 2026 - 09:51
Haftanın Cuma Hutbesi
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan “Ramazan, Cami ve Hayat” konulu cuma hutbesinde Ramazan ayının manevi iklimi ve camilerin toplumsal hayattaki önemi vurgulandı.
YEREL HABERLER
27 Şubat 2026 - 09:51





