Hat, ebru ve kitap sanatlarının son büyük üstatlarından biri olarak kabul edilen Mehmed Necmeddin Okyay, sanat hayatı, ilmî birikimi ve yetiştirdiği talebelerle Türk sanat tarihinin müstesna isimleri arasında yer aldı. 1883 yılında Üsküdar’ın Toygartepe semtinde dünyaya gelen Okyay, küçük yaşlardan itibaren klasik sanatlara yönelerek çok yönlü bir sanat yolculuğuna çıktı.
İlk eğitimini Üsküdar’da tamamlayan Necmeddin Okyay, hat sanatına Hasan Talat Bey ve Filibeli Hacı Ârif Efendi gibi dönemin önemli hocalarıyla başladı. Ardından ebru sanatına yönelen Okyay, Sultantepe’deki Özbekler Tekkesi’nde Edhem Efendi’den bu sanatın inceliklerini öğrendi. Zamanla kendi üslubunu geliştirerek çiçekli ebru tarzını ortaya koydu. Lâle, karanfil ve sümbül gibi çiçekleri ebru teknesinde aslına uygun şekilde resmetmesiyle tanınan bu tarz, sanat çevrelerinde “Necmeddin ebrusu” adıyla anılmaya başladı.
Hat sanatında özellikle ta‘lik yazıda temayüz eden Okyay, Sâmi Efendi’den aldığı icâzetle bu alanda önemli eserler verdi. Bunun yanı sıra sülüs, nesih ve celî sülüs yazılarında da eserler üretti. Medresetü’l-hattâtîn başta olmak üzere birçok eğitim kurumunda hat, ebru ve kitap sanatları dersleri veren Okyay, yüzlerce talebenin yetişmesine katkı sağladı.Kitap sanatlarına olan ilgisiyle mücellitlik alanında da önemli çalışmalar yapan Necmeddin Okyay, klasik cilt tekniklerini yeniden canlandırdı. 1927 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unun özel baskıları için hazırladığı özgün ciltler, bu alandaki ustalığının en dikkat çekici örnekleri arasında yer aldı. Sanata olan vefasıyla tanınan Okyay, elde ettiği maddi imkânları nadide eserleri muhafaza etmek için kullandı.
Okçuluk, gül yetiştiriciliği ve Türk kültürünün farklı alanlarına duyduğu ilgiyle “hezarfen” olarak anılan Okyay, Okmeydanı’nın korunması için verdiği mücadeleyle de hafızalarda yer etti. Evini adeta bir kültür ve sanat merkezine dönüştüren sanatkâr, yerli ve yabancı birçok ilim ve sanat adamının uğrak noktası oldu.1976 yılında 93 yaşında vefat eden Necmeddin Okyay, kırk yıl imamlık yaptığı Yeni Vâlide Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet’te toprağa verildi. Geride bıraktığı eserler, koleksiyonlar ve talebeleriyle Necmeddin Okyay, klasik Türk sanatlarının son büyük temsilcilerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.Yusuf Kartal
İlk eğitimini Üsküdar’da tamamlayan Necmeddin Okyay, hat sanatına Hasan Talat Bey ve Filibeli Hacı Ârif Efendi gibi dönemin önemli hocalarıyla başladı. Ardından ebru sanatına yönelen Okyay, Sultantepe’deki Özbekler Tekkesi’nde Edhem Efendi’den bu sanatın inceliklerini öğrendi. Zamanla kendi üslubunu geliştirerek çiçekli ebru tarzını ortaya koydu. Lâle, karanfil ve sümbül gibi çiçekleri ebru teknesinde aslına uygun şekilde resmetmesiyle tanınan bu tarz, sanat çevrelerinde “Necmeddin ebrusu” adıyla anılmaya başladı.
Hat sanatında özellikle ta‘lik yazıda temayüz eden Okyay, Sâmi Efendi’den aldığı icâzetle bu alanda önemli eserler verdi. Bunun yanı sıra sülüs, nesih ve celî sülüs yazılarında da eserler üretti. Medresetü’l-hattâtîn başta olmak üzere birçok eğitim kurumunda hat, ebru ve kitap sanatları dersleri veren Okyay, yüzlerce talebenin yetişmesine katkı sağladı.Kitap sanatlarına olan ilgisiyle mücellitlik alanında da önemli çalışmalar yapan Necmeddin Okyay, klasik cilt tekniklerini yeniden canlandırdı. 1927 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’unun özel baskıları için hazırladığı özgün ciltler, bu alandaki ustalığının en dikkat çekici örnekleri arasında yer aldı. Sanata olan vefasıyla tanınan Okyay, elde ettiği maddi imkânları nadide eserleri muhafaza etmek için kullandı.
Okçuluk, gül yetiştiriciliği ve Türk kültürünün farklı alanlarına duyduğu ilgiyle “hezarfen” olarak anılan Okyay, Okmeydanı’nın korunması için verdiği mücadeleyle de hafızalarda yer etti. Evini adeta bir kültür ve sanat merkezine dönüştüren sanatkâr, yerli ve yabancı birçok ilim ve sanat adamının uğrak noktası oldu.1976 yılında 93 yaşında vefat eden Necmeddin Okyay, kırk yıl imamlık yaptığı Yeni Vâlide Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet’te toprağa verildi. Geride bıraktığı eserler, koleksiyonlar ve talebeleriyle Necmeddin Okyay, klasik Türk sanatlarının son büyük temsilcilerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.Yusuf Kartal 




