Kayseri Cumhuriyet Meydanı, 1980’lı yıllarda yalnızca bir buluşma noktası değil, adeta açık hava sahnesiydi. Tel cambazlarının gelişi, mahalle aralarında günler öncesinden konuşulur, çocuklar meydanın yolunu tutmak için sabırsızlanırdı.
Gösteri başlamadan önce o meşhur ses yankılanırdı:
“Hayri Bey, zilli plağı koy!”
Ardından gramofondan yükselen türkü meydanı sarardı:
“Oy dingala dingala
Kömürü de koydum mangala
Ayşe de Fatma dostum var
Çalkala Boncuk çalkala…”
İki bina arasına gerilen telin üzerinde yürüyen cambaz, her adımda kalabalığın yüreğini ağzına getirirdi. Bir yanda dualar eden büyükler, diğer yanda hayranlıkla bakan çocuklar… Heyecan meydandan taşardı.
Gösteri sürerken cambazın yardımcısı kalabalığın arasına karışır, elindeki şapkayla para toplardı. Kimse verdiği paranın miktarını önemsemezdi; önemli olan o cesareti, o emeği alkışlamaktı.
Bugün Cumhuriyet Meydanı’ndan geçenler tel cambazlarını görmüyor olabilir. Ama Kayseri’nin hafızasında hâlâ o zilli plağın cızırtısı, o türkünün ritmi ve telin üzerindeki dengeli adımlar yaşıyor.
Ve belki de meydan, hâlâ aynı cümleyi bekliyor:
“Hayri Bey… zilli plağı koy.”





