HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, yeni Genel Merkezlerine taşınmaları vesilesiyle 'hayırlı olsun' ziyaretinde bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve beraberindeki heyeti ağırladı. İki lider, basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından ortak açıklama yaptı.
"Siyasi partiler arasında diyalog kanallarının açık olması son derece önemlidir"
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “Siyasi partiler arasında diyalog kanallarının açık olması ve memleket meseleleriyle ilgili fikir alışverişinde bulunulması son derece önemlidir. Medya üzerinden elbette her parti her siyasi parti kendi görüşünü açıklar. Hatta bazen memleketin bazı meseleleri ilgili görüşler taban tabana zıt da olabilir ama bu, hiçbir zaman bizi kutuplaşmaya ya da kutuplaştırıcı sözler sarf etmeye sevk etmemelidir. Son olarak CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'e yönelen bir şiddet eylemi vardı. Bu vesileyle buradan bir kez daha kınıyorum. Hiçbir siyasi parti liderine siyasi görüşlerinden dolayı ya da başka bir sebeple fiziki bir şiddet uygulanmamalı ve aynı zamanda buna yol açacak söylemlerden de şiddetle kaçınılmalıdır. Bazen o sert söylemlerin sahibi kendileri bile bunun sonuçlarını pratikte sahada olumsuz bir şekilde görebiliyorlar. Sayın Genel Başkanla verimli bir görüşmemiz oldu. Ben de ziyaretleri için kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Genel başkan olarak seçildikleri kongreden sonra ‘hayırlı olsun’ ziyaretinde bulunmuştuk. Bir anlamda hem iade-i ziyaret oldu hem de yeni Genel Merkezimizin buraya taşınmış olması dolayısıyla da bir hayırlı olsun ziyaret oldu. Tabii bu arada hem Meclis çalışmaları hem memleket gündeminde olan meselelerle ilgili konuştuk. Bizim kanun tekliflerimiz var. Onlar için destek talep ettik kendilerinden… Gençlikle ilgili aile ile ilgili ve Gazze ile ilgili gündemi konuştuk. Bu görüş alışverişleri inşallah devam edecek. Diğer siyasi partilerle bir araya geldiğimizde sürekli tekrar ettiğimiz bir dua vardır: 'Diliyoruz ki inşallah iyilik ve takva üzere yardımlaşanlardan ve hayırda yaraşanlardan olalım' diye. Ben bu duamı burada bir kez daha tekrar ediyorum. İnşallah her iki siyasi partimiz arasında memleketin faydasına, milletimizin menfaatine gördüğümüz her türlü konuda yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olacağımızı buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum." ifadelerine yer verdi.
"Yargı çağrısına uymayanların vatandaşlığı iptal edilsin, mal varlıklarına el konulsun"
HÜDA PAR’ın Meclis’e sunduğu çifte vatandaş siyonistlerin yargılanmasına ilişkin kanun teklifinin sorulması üzere Yapıcıoğlu, şunları söyledi: "Türkiye vatandaşı olanların Türkiye'de yargılanmak üzere çağrıldıklarında yargı makamlarının huzurunda ifade vermeye yanaşmazlarsa vatandaşlıklarının iptal edilmesi ve mal varlıklarına el konulması yönünde bir birkaç maddelik bir kanun teklifimiz vardı. Belki çok uzun bir süre Meclis tarihinde görülmemiş bir şey yaşandı. Muhalefet partilerinden birisi tarafından verilen bir kanun teklifi komisyonlarda görüşülmeden doğrudan doğruya Genel Kurulun gündemine alınmasına dair önerge 8 partinin desteğiyle kabul edildi. Fakat bir türlü sıra gelmedi. İktidar partisi grubuyla son bir ay içerisinde birkaç defa temasımız oldu. Bize, 10. Yargı Paketi’nin yakında Meclis’e geleceğini kanun teklifimizdeki önerilerimizi kapsayacak şekilde 10. Yargı Paketi'ne bir ilave yapılabileceğini ifade ettiler. Biz de onu bekliyoruz. Eğer olmazsa bu kanun teklifimizin Meclis Genel Kurulu’na bir an önce inmesi için bazı çabalarımız olacak.
Aslında kendi vatandaşımız olan yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanların yargılanmasının önünde hiçbir engel yok şeklinde hukuki görüş beyan edenler de var. Ama bize göre 13. maddeye sonradan ilave edilen ikinci fıkra bunun önüne bir set çekmiş. Çünkü vatandaş yabancı ayrımı yapmaksızın yurt dışında bu suçların işlenmesi halinde Adalet Bakanlığı'nın talebine bağlamış bu yargılamayı yapabilmek için… Umarım geçer ama biz hâlâ bekliyoruz. Fakat bu bekleyişin de bir limiti olur.”
Yapıcıoğlu, bir gazetecinin HÜDA PAR’ın Meclis’e sunduğu “ailenin korunması ve sapkınlığın suç sayılmasına yönelik kanun teklifini” hatırlatması üzerine ise “17 Nisan'da Meclis’e sunmuş olduğumuz ve 18 Nisan tarihi itibariyle komisyonlara sevk edilen kanun teklifimizin yazılı bir örneğini de Sayın Genel Başkana sunduk. Onu inceleyecekler, ona göre nasıl bir tavır takınacakları konusunda herhalde açıklamayı onlar yaparsa daha münasip olur. Biz kanun teklifimizi yazılı olarak bugün kendilerine sunduk." ifadelerini kullandı.
"Gazze sadece Müslümanların değil, 'Ben insanım' diyen herkesin meselesidir"
Gazze’de yaşanan insanlık dışı soykırıma ve insani yardım malzemelerinin Gazze’ye alınmaması hakkındaki soruya yanıt veren Yapıcıoğlu, “Sayın Genel Başkan ve heyetiyle yaptığımız görüşmede konuştuğumuz konulardan bir tanesi de Gazze'ydi. Gazze'ye 2 Mart'tan bu yana hiçbir insani yardım girmiyor. 3 bin tırı aşkın yardım malzemesi yüklü vaziyette bekliyor. Fakat bütün dünya seyrediyor, insanlıktan ve merhametten zerre kadar payı kalmayan siyonistlerden merhamet dileniyoruz. Onlar da zinhar bunları içeriye sokmayacaklarını söylüyorlar ve açlıktan ölümler de 60'a yaklaştı. Bu sadece İslam ülkelerinin sadece ben Müslümanım diyenlerin meselesi değil ben insanım diyen herkesin meselesidir. Orada insanlık katlediliyor. Sadece insanlar değil insanlık tarihi boyunca ortaya koyduğu ne değer varsa hepsi birden ayaklar altına alınıyor. Bütün uluslararası hukuk kuralları çiğneniyor ve orada sivil insanlar açlıktan ölüyorlar. Hiçbir savaşta sivil insanların su ve gıda ihtiyaçlarını temin edecek depolar ya da konvoylar ya da malzemeler vurulmaz ama israil vuruyor ve bunu pervasızca yapıyor. Sadece orada değil oraya insanı yardımı götürmek isteyen bir gemiyi Malta açıklarında vurulabiliyor. Bin kilometrenin üzerinde bir mesafe var, orada bile vuruyor. Eğer Mavi Marmara'da yapmış oldukları vahşet ve haydutluk cezasız kalmasaydı belki Malta açıklarındaki o gemiyi vuramayacaklardı. Fakat dünya sessiz, orada yaşanan vahşete, orada yaşanan soykırıma karşı çıkmak sadece şu veya bu ırka mensup sadece şu veya bu inanca mensup insanların vazifesi değildir. Mutlaka bir şeyler yapılması gerekir. İnsani bir koridor açılması ve oraya insani yardım malzemelerinin bir an önce ulaştırılması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Konuştuğumuz konulardan birisi de oydu. İnşallah önümüzdeki günlerde buna yönelik de bazı adımlar hatta belki ortak adımlar atma ihtimali de vardır. Kimin elinden ne geliyorsa oradaki insanların, insani ihtiyaçlarını karşılamak için mutlaka eyleme geçmek gerekir. Sadece kınamalarla sadece protesto gösterileriyle bu işin olacağı yoktur. Orada insanlar açlıktan ölmeye başlamışsa gıda maddelerini oraya ulaştırmak aslında uluslararası toplumun da birinci derecede sorumluluğudur, görevidir. Çünkü çok açık bir soykırım işleniyor ve soykırım suçunun önlenmesi ya da insanların açıktan ölümünün önüne geçilmesi aynı zamanda uluslararası hukukun, bütün kurumlara yüklediği bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmeleri için bütün ülkelere burada sözlü olarak çağrıda bulunuyoruz. İnşallah yakında eylemli bir şekilde de bu konuda da adımlar atacağız." şeklinde konuştu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ise sözlerine HÜDA PAR’ın yeni Genel Merkezi için ‘hayırlı olsun’ temennilerine ileterek başladı. Arıkan sözlerine şöyle devam etti: "Bu binada ülkemiz için insanlık için en hayırlı hizmetleri yapmalarını Cenabı Allah'tan temenni ediyorum. Siyasi partiler arasındaki bu görüşmelerin çok verimli olduğuna, ne kadar sık bu ziyaretler gerçekleşirse ülkemiz için insanlık için hayırları getireceğine inanıyorum. Özellikle Türkiye'de son dönemde yaşanan siyasetteki şiddet hadiseleri siyasi partiler arasındaki sert söylemlerin sona ermesi için bu tip ziyaretleri önemsediğimi tekrar ifade etmiş olayım."
"Gazze’deki katliamın son bulması için daha fazlası yapılmalı"
"Belki de insanlık tarihinin en büyük katliamlarından bir tanesi yaşanıyor, israil tarafından gerçekleştiriliyor.” diyen Arıkan, “Maalesef gerek ülkemiz gerekse dünya çok büyük bir sessizlik içerisinde bu sessizliği aşabilecek dünyadaki bu kayıtsızlığa son verebilecek tek ülke Türkiye. Bu manada tüm siyasi partilerin bu konuda inisiyatif alması gerekiyor. Gazze'deki katliamın son bulması için eylemlerin dışında, mitinglerin dışında kınama mesajların dışında bir şeylerin yapılması gerekiyor. Biz de Saadet Partisi olarak önümüzdeki günlerde bazı teklifleri kamuoyuyla paylaşacağız. Bununla alakalı HÜDA PAR Genel Başkanı ve yönetimine de önerilerimizi ilettik. İnşallah önümüzdeki dönemde bunu da netleştireceğimiz açıklamaları sizlerle paylaşacağız." şeklinde konuştu.
"Gazze’ye bir damla su girmiyor ama israil jetlerine yakıt bizden gidiyor"
Bir gazetecinin HÜDA PAR’ın Meclis’e sunduğu “ailenin korunması ve sapkınlığın suç sayılması hakkındaki kanun teklifine” Saadet Partisi’nin destek verip vermeyeceğini sorusunu Arıkan, şöyle cevapladı: "Evet, bugün Sayın Genel Başkan bizlere takdim ettiler biz de komisyonlarımızla bu hususu görüşüp değerlendirme yapacağız.”
Gazze’deki israil katliamına ve insani yardım krizine dair de konuşan Arıkan, “Şu anda Gazze'ye Türkiye'den giren tek bir şey var o da maalesef israil jetlerinin akaryakıtı bizden gidiyor. Israrla biz bu sevkiyatın durdurulması talebimizi defalarca dile getirmemize rağmen defalarca hem Meclis’te hem de değişik platformlarda eylem olarak miting olarak basın açıklaması olarak bu talebimizi iletmemize rağmen iktidarın bu noktalara duyarsız olması bizleri çok derinden üzüyor. Bir çuval unun girmediği bir bardak suyun girmediği bir coğrafyaya oradaki katliamı artıracak oradaki insanların daha fazla katledilmesine sebep olacak jet yakıtlarının gönderilmesini üzülerek takip ediyoruz. İnşallah iktidar yetkilileri bu hatalarından da bir an önce dönerler diye ümit ediyoruz.
Gazze son kale, bazen şu söyleniyor ‘efendim oradaki Araplardan bize ne, biz niye oradaki Araplar için bu kadar çalışma gayret gösteriyoruz?’ denilebiliyor. Ben şunu ifade etmek isterim Gazze’nin düşmesi demek, Kıbrıs'ın tehlikeye girmesi demek, Türkiye'nin önemli bir coğrafyasının tehlikeye girmesi demek. Suriye'deki tereddüt ettiğimiz hadiselerin gerçekleşmesi demek. O noktada Gazze'nin düşmemesi için tüm dünya ülkelerin bir seferberlik ilan edip bir şeyler yapması bir aksiyon alması gerekiyor. Aksi takdirde Trump'ın ne yapacağını kestirebilmek çok zor değil. Zaten geçmişte kapalı kapılar ardında söylenen hedefler artık aleni olarak söyleniyor. Dün israil parlamentosunda alınan kararları hep beraber üzülerek takip ettik. Trump'ın Netanyahu ile 55 dakikalık canlı yayında açıkladıklarını Türkiye ile alakalı Sayın Cumhurbaşkanımızla alakalı bölgeyle alakalı açıklamalarını kaygıyla takip ettik. Dün yine hem Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Trump'ın yaptığı açıklamaları biz Saadet Partisi olarak kaygıyla karşıladık. Amerika'nın eski başkanlarından birinin sözü vardır ‘Amerika'ya düşman olmak tehlikelidir, daha tehlikelisi de Amerika'ya dost olmaktır.’ derdi. Bugün Trump'ın bizden dostum diye bahsetmesi, bizim Amerika'dan dostum diye bahsetmemiz ciddi kaygıları bizlerde oluşturuyor." ifadelerine yer verdi.
Ziyarette HÜDA PAR heyetinde Parti Sözcüsü Serkan Ramanlı, Genel Başkan Yardımcısı İshak Sağlam ve Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin İmir hazır bulunurken Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’a Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan, Genel Sekreter Cafer Güneş ve TBMM Grup Başkanı Bülent Kaya'dan oluşan heyet eşlik etti.





