Bayramiyye tarikatının Tennûriyye kolunun kurucusu olan mutasavvıf-şair İbrâhim Tennûrî’nin, 15. yüzyıl Anadolu tasavvuf geleneğine yön veren önemli isimlerden biri olduğu belirtiliyor. Sivas’ta doğduğu kabul edilen Tennûrî, ilk eğitimini ailesinden aldıktan sonra ilim tahsiline Konya’da devam etti ve Sarı Yâkub Efendi’den icazet aldı.
Kayseri’de bir süre Hunad Hatun Medresesi’nde müderrislik yapan Tennûrî’nin, Şâfiî mezhebinde olduğu için görevinden ayrıldığı aktarılıyor. Ardından tasavvufa yönelen Tennûrî, önce Safeviyye yoluna girmeyi düşünse de Akşemseddin’in ününü duyunca Beypazarı’na giderek ona intisap etti. Halvete girip seyrüsülûkünü tamamlayan Tennûrî, hilâfet aldıktan sonra şeyhinin emriyle Kayseri’ye dönerek irşad faaliyetlerini sürdürdü.
1482 yılının sonbaharında vefat eden İbrâhim Tennûrî’nin türbesi, Kayseri’de kendi yaptırdığı rivayet edilen Şeyh Camii’nin yanında bulunuyor. Tennûrî’nin kurduğu Tennûriyye kolu, oğulları Ali, Lutfullah ve Kasım tarafından devam ettirilirken tarikat İstanbul’da da etkili oldu.
Hem ruhî hem de bedenî rahatsızlıkların tedavisiyle ilgilendiği bilinen Tennûrî’nin, lakabını sıcak tandırla yapılan bir tedavi yönteminden aldığı ifade ediliyor. Şiirle de meşgul olan mutasavvıf, Yûnus Emre tarzındaki ilâhileriyle tanınıyor. “Kahrın da hoş lutfun da hoş” nakaratlı eseri bugün de mevlid ve ilahi repertuvarında önemli yer tutuyor.
Tennûrî’nin en bilinen eserleri arasında ibadetlerin zahirî ve bâtınî anlamlarını yorumlayan Gülzâr-ı Ma‘nevî ile yaklaşık 2500 beyitlik divan niteliğindeki Gülşen-i Niyâz bulunuyor. Akademik çalışmalara da konu olan eserler, Tennûrî’nin Anadolu tasavvuf edebiyatındaki güçlü konumunu gözler önüne seriyor.
Fotoğraflar Yusuf Kartal
İbrahim Esat Güler




