İran’da Aralık ayının son günlerinde başlayan protesto dalgasına karşı yönetimin verdiği tepki, önceki yıllardaki benzer krizlerden farklı olarak daha temkinli ve çok katmanlı bir yaklaşımı yansıttı. Yürütme organı, protestoları doğrudan güvenlik tehdidi olarak tanımlamaktan kaçınırken, ekonomik sıkıntıların toplumsal etkilerini kabul eden ve diyalog vurgusunu öne çıkaran bir söylem benimsedi.Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın 29 Aralık gecesi yaptığı açıklamada geçim sıkıntıları “acil öncelik” olarak tanımlandı. Pezeşkiyan, ekonomik krizin yapısal nedenlerine dikkat çekerek para ve bankacılık sisteminde köklü reformlar yapılacağını duyurdu. İçişleri Bakanlığı’na protestocuların temsilcileriyle temas kurulması yönünde talimat verilmesi, yürütmenin süreci güvenlik eksenli bir çerçeveye oturtmak istemediğini ortaya koydu.Bu söylemi destekleyen ilk somut adım, Merkez Bankası yönetiminde yapılan değişiklik oldu. Merkez Bankası Başkanı Muhammed Rıza Farzin’in görevden ayrılması ve yerine Abdülnasır Himmeti’nin atanması, krizin sorumluluğunun ekonomi yönetimi üzerinde yoğunlaştırıldığını gösterdi. Ardından hükümetin esnaf ve meslek odalarıyla temas kurması ve Meclis ile kısa vadeli ekonomik baskıları hafifletmeye yönelik kararlar alması, toplumsal huzursuzluğun muhataplarıyla doğrudan temas çabası olarak değerlendirildi.31 Aralık’ta soğuk hava gerekçesiyle ülke genelinde ilan edilen resmî tatil ve kapanma kararı ise protesto sürecinde sokak hareketliliğini dolaylı biçimde sınırlayan idari bir tedbir olarak öne çıktı. 1 Ocak’ta açıklanan temel gıda ürünlerinde sübvansiyonlu döviz uygulamasının kaldırılması kararı ise ekonomi çevrelerinde uzun süredir tartışılan çift kur sisteminin sona erdirilmesi açısından kritik bir eşik olarak görüldü.Pezeşkiyan, bu adımın kısa vadede fiyat artışlarına yol açabileceğini kabul ederken, halkın bu artışlardan telafi edileceğini ifade etti. Ancak telafi mekanizmasının netleşmemesi kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı. Öte yandan reformların, sübvansiyonlu döviz sisteminden faydalanan ve rejim içindeki bazı güç odaklarıyla ilişkilendirilen çevrelerin tepkisini çekme ihtimali de dikkat çekti.Güvenlik ve yargı kurumlarından gelen açıklamalar ise daha sert bir çerçeveyi işaret etti. Yetkililer, protestoların dış aktörler tarafından istismar edilmeye çalışıldığını savunurken, ekonomik düzeni bozan eylemlere karşı yasal işlemlerin uygulanacağı mesajını verdi. Devrim Rehberi Ali Hamenei de itirazın meşru bir hak olduğunu belirtmekle birlikte, düzeni bozacak girişimlere karşı kararlı olunacağını vurguladı.İran basını da protestolara yaklaşımda iki farklı çizgi izledi. Müesses nizama yakın medya organları protestoları sınırlı ve dış bağlantılı girişimler olarak sunarken, reformcu basın Pezeşkiyan’ın reform adımlarını ve ekonomik sorunların yapısal niteliğini öne çıkardı. Bu yayın çizgisi, protestoların siyasal anlamının daraltılması ve sürecin yönetilebilir bir çerçevede tutulması hedefini yansıttı.Sonuç olarak, İran’da son protesto dalgası ekonomik kırılganlıkların toplumsal alana hızlı biçimde yansıdığını gösterirken, yönetimin krize verdiği yanıt önceki dönemlere kıyasla daha temkinli ve dengeli bir tablo ortaya koydu. Ancak ekonomik baskıların devam etmesi, huzursuzluğun tamamen sona erdiğini söylemeyi güçleştiriyor.Yusuf Kartal
GÜNDEM
Yayınlanma: 09 Ocak 2026 - 11:08
Güncelleme: 09 Ocak 2026 - 11:11
İran'da Protestolara Karşı "Yumuşak Güç" Hamlesi
İran yönetimi, Aralık sonunda başlayan protestolara güvenlik yerine diyalog ve ekonomik reform vurgusuyla yanıt verdi. Basın da süreci kontrollü bir dil ile aktardı.
GÜNDEM
09 Ocak 2026 - 11:08
Güncelleme: 09 Ocak 2026 - 11:11





