Kurban Bayramı yaklaşırken Kayseri sokaklarında sadece et değil, eski güzel adetler de pişiyor. Mahalle aralarında yeniden kurulan imece sofraları, balkonlardan sarkan örtüler, taş fırınlardan yükselen bayram çöreği kokusu; hepsi bir zaman makinesinden çıkmış gibi… Bu yıl, pandemi sonrası yeniden anlam kazanan bayram hazırlıkları, Kayseri’de yalnızca ibadet değil, bir kültür hareketine dönüştü.
Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde yaşayan 73 yaşındaki Hatice Teyze, bu yıl torunlarını ilk defa bayram arifesinde sabunlu suyla halı yıkarken gördü. Eskiden bayram temizliği, bir evin değil bütün mahallenin işiydi," diyor. Şimdi ise apartman sakinleri apartman girişini birlikte süpürüyor, pencereye takılacak tülleri komşusuna uzatırken kahve ikram ediyor. Sanki market poşetleri değil, eski bakır siniler dolaşıyor apartmanlarda.
Talas’taki kurban pazarında bu yıl farklı bir manzara var: Vatandaşlar sadece fiyat değil, hayvanların nasıl yetiştirildiğini, neyle beslendiğini, sahibinin niyetini soruyor. 19 yaşındaki çoban Veysel, ilk defa kendi elleriyle büyüttüğü koçları satıyor. “Bunlar bana dedemden emanet. Et değil, emek satıyorum,” diyor gözleri dolarak.

Sosyal medyada bayramlaşma mesajları, bu yıl yerini gerçek ziyaret planlarına bırakıyor. Özellikle gençler, büyüklerinin ellerini öpmek için memlekete dönüyor. Üniversite öğrencisi Elif, Kayseri’ye dönüş biletini gururla göstererek, Bu yıl bayram sadece mesajla geçmeyecek, anneannemin baklavasını yerken geçecek,” diyor.
Kurban Bayramı, Kayseri’de bu yıl sadece bir ibadet değil; kaybolmaya yüz tutan komşuluğun, nesiller arası bağın ve dayanışmanın hatırlatıldığı bir zamana dönüşüyor. Kültürel miras, kurban etiyle değil; paylaşılan tebessümle, edilen dualarla, ikram edilen çaylarla yaşatılıyor.





