Türk eğitim ve kültür tarihinin iki önemli ismi olan Nafi Atuf Kansu ile Eflatun Cem Güney’in yolları, Milli Mücadele’nin en çetin dönemlerinde Kayseri’de kesişti. Bu buluşma, sadece iki aydının dostluğunu değil, aynı zamanda Anadolu’da eğitimin yeniden inşasını da simgeledi.
Nafi Atuf Kansu, 19 Temmuz 1921 tarihinde o zamanki adıyla Ankara Sultanîsi (Ankara Lisesi) müdürlüğüne atandı. Aynı yıl, hükümet merkezinin geçici olarak Kayseri’ye taşınmasının gündeme gelmesiyle birlikte bazı devlet kurumları, bankalar ve gazeteler de bu şehre taşındı. Nafi Atuf, öğrencileriyle birlikte kağnılarla ve yaya olarak Kayseri’ye gelerek Ankara Sultanîsi’ni Kayseri Lisesi ile birleştirdi.
1921-1922 ders yılında Kayseri’de bu birleşik liselerin müdürlüğünü üstlenen Nafi Atuf, aynı zamanda hukuk ve iktisat dersleri verdi. Bu süreçte, ilerleyen yıllarda “Masalcı Baba” olarak tanınacak olan Eflatun Cem Güney ile tanıştı. İki eğitimci, Kayseri’de birlikte “Misak-ı Milli” adlı bir gazete çıkararak Milli Mücadele’ye kalemleriyle destek oldu.
Yaklaşık bir yıl Kayseri’de kalan Nafi Atuf, savaşın başarıyla sonuçlanmasının ardından 1922 yılında Ankara’ya döndü.
Eflatun Cem Güney ise edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığı Eskişehir’in işgal edilmesi üzerine Kayseri Lisesi’ne Türkçe öğretmeni olarak atandı. Meslek hayatının temelleri, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Sivas Valisi olan ve eğitime büyük önem veren Muammer Bey’in desteğiyle atıldı.
Muammer Bey, Sivas Sultanîsi’nde yaptığı bir teftiş sırasında son sınıfta tek öğrenci olarak gördüğü Eflatun Cem’e ne olmak istediğini sormuş, aldığı “edebiyat öğretmeni olmak istiyorum” cevabından etkilenmişti. 1918 yılında Konya Valisi olarak görev yapan Muammer Bey’e mektup yazan Eflatun Cem, onun daveti üzerine Konya’ya gitti ve Konya Öksüzler Yurdu’na Türkçe Muallimi olarak atanarak meslek hayatına başladı.
Kayseri’de kesişen bu yollar, Cumhuriyet’in kültür ve eğitim hamlesine yön veren iki önemli ismin ortak hatırası olarak tarihe geçti.
Yusuf Kartal




