Kayseri’nin kadim Kale içi sokaklarında bir zamanlar esen o serin rüzgârın ardında, gönüllere huzur bırakan bir isim vardı: Cemil Baba. Halkın dilinde “gönüllerden geçen adam” olarak bilinen Cemil Baba, sade yaşamı, duası ve insanlara bıraktığı manevi işaretlerle hâlâ anılmaya devam ediyor.
Bir sabah çarşıda beliren nur yüzlü bir adam, elindeki mavi boncuk ve sarı yüzükle küçük bir çocuğun kaderine dokundu. O çocuk yıllar sonra anlayacaktı ki, Cemil Baba’nın bıraktığı hediyeler yalnızca eşya değil, kalplere kazınan birer işaretti.
Kale içindeki herkes onu tanır, kimi elini öper, kimi duasını beklerdi. Kimi zaman sırtında boyacı sandığıyla, kimi zaman kucağında yavru bir kediyle görülür; kazancını paylaşır, hayvanları doyururdu. Talas kedilerinin bile yolunu gözlediği söylenirdi.
Halk arasında anlatılan hikâyelere göre, Cemil Baba’nın kerameti dilden dile yayılırdı. Talas otobüsünü kaçırıp oraya ondan önce varması, üçüncü kattaki bir eve kapı çalmadan çıkıp bir tası alması, onun sırlarla dolu bir gönül eri olduğuna inanışı güçlendirdi.
1982’de vefat eden Cemil Baba, geride mavi boncuklar, sarı yüzükler ve gönüllere kazınmış bir huzur mirası bıraktı. Kale içinin taş sokaklarında hâlâ onun ayak sesleri duyulur gibi…





