Ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin eserlerinde yer verdiği anlatılardan biri, Kayserililerin karakterine dair yapılan yorumların temelini oluşturan ilginç bir hikâyeyi konu alıyor. Rivayete göre, geçmişte bir gezgin Kayseri’ye yakın bir bölgede dinlenmek için mola verir.
Bu sırada yoldan geçen bir kişi, gezgine bir ihtiyacı olup olmadığını sorar. Gezgin ise kendisine, hem açlığını hem susuzluğunu giderecek, hem de atının karnını doyuracak bir şey istediğini belirtir. Ayrıca daha sonra eğlenebileceği bir yiyecek de talep eder ve bu isteği karşılaması halinde para ödeyeceğini söyler.
Anlatıya göre, bu talep üzerine Kayserili olduğu belirtilen kişi kısa süre sonra bir karpuzla geri döner. Karpuzu gezgine uzatarak, “Ye, hem açlığın hem susuzluğun geçsin. Kabuklarını atına ver, onun da karnı doysun. Çekirdeklerini ise sakla, canın sıkıldığında yersin” diyerek karşılığında ücretini ister.
Evliya Çelebi’nin aktardığı bu hikâye, Kayserililerin pratik zekâsını, tasarruf anlayışını ve çözüm odaklı yaklaşımını anlatan sembolik bir örnek olarak yorumlanıyor. Günümüzde de sıkça anlatılan bu rivayet, Kayseri’ye dair kültürel anlatıların en bilinenlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Kaynak: Dürüst Haber





