[13:07, 06.01.2026] yusuf kartal: İç Anadolu’nun şekillenmesinde önemli rol oynayan Erciyes Dağı, eteklerinde barındırdığı tarihi yerleşimlerle dikkat çekmeye devam ediyor. Kayseri’nin Develi ilçesi sınırlarında yer alan gereme Antik Kenti, binlerce yıllık geçmişiyle bölgenin en az bilinen ancak en dikkat çekici tarihi alanlarından biri olarak öne çıkıyor.
[13:08, 06.01.2026] yusuf kartal: Erciyes Dağı’nın güney yamacında, dik vadiler arasında kurulan Gereme; doğuda Kalkanlı Tepe, kuzeydoğuda Kilise Dağı (Zeyrek Tepesi), kuzeyde Şapkalı Kartın Tepe ve Gök Tepe, batıda Yassı Kartın Tepe ile Karaçıklı Tepe, güneyde ise “Kızıl Yazı Toprağı” olarak adlandırılan düzlükle çevrili doğal bir sınır içerisinde yer alıyor. Bu coğrafi yapı, yerleşimin tarih boyunca korunmasını ve stratejik önem kazanmasını sağladı.Nevşehir’de bulunan Göreme ile isim benzerliği taşıyan Gereme’nin, yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda bu yerleşimle tarihsel veya etimolojik bir bağının olmadığı ortaya kondu. Çukurova Üniversitesi’nden Arş. Gör. Fatih Erhan tarafından yürütülen araştırmalarda, Gereme’nin antik dönem adının “Keramos” olduğu, özellikle 4. yüzyılda geliştiği ve Bizans döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürdüğü değerlendirildi.
Gereme’ye dair yazılı kaynaklardaki önemli bilgilerden biri, 1914 tarihli Karamanlıca Nevşehir Salnamesi’nde yer alıyor. Metni 2005 yılında Fehmi Dinçer tarafından çevrilen kayıtlarda, bölgeden “Kereme” yani kutsal yer olarak bahsediliyor. Belgelerde manastır harabeleri, su yolları, kütüphaneler ve hazine odalarından söz edilirken, yerleşimde eğitim yapılarının da bulunduğu aktarılıyor. Yerleşimin kuzeybatısında bulunan Panagia Kilisesi’ne ilişkin ilk bilgilere ise 1842 yılında İngiliz seyyah William John Hamilton’un seyahatnamesinde rastlanıyor.Cumhuriyet döneminde Gereme, doğal afetlerle büyük tahribat yaşadı. 1932 ve 1942 yıllarında meydana gelen depremler ile sel felaketleri sonucunda, kentteki mabetlerin büyük bölümü ve sivil mimarinin neredeyse tamamı toprak altında kaldı. Günümüze yalnızca bazı yapıların üst bölümleri ulaşabildi.2005 yılında Gereme Harabeleri’nde kapsamlı arkeolojik kazı çalışmaları gerçekleştirildi. Develi Belediyesi, Kayseri İl Özel İdaresi ve İŞKUR iş birliğiyle yürütülen AB destekli “Küllerdeki Ekmek Projesi” kapsamında yapılan kazılar, Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Nilay Çorağan başkanlığında yürütüldü. Çalışmalarda, yaklaşık 2 bin yıllık bir geçmişe sahip olan Gereme’nin, antik dönemde Kapadokya Bölgesi için önemli bir merkez olduğu tespit edildi. Kaynaklarda bölgenin o dönemde “Gabadonya” adıyla anıldığı ifade ediliyor.
Kazılarda, kentin kuzeydoğusunda hakim bir tepe üzerinde yer alan Panagia Bazilikal Kilisesi ortaya çıkarıldı. Bazilikal planlı ve gömü amaçlı inşa edilen yapının, Erken Bizans dönemine tarihlendiği, altar bölümünün altında ise bir kripta bulunduğu belirlendi. Kiliselerin çevresinde sivil yapılar ve bir anıt mezar da tespit edildi. Yerleşimin alt kesimlerinde hamam olduğu düşünülen yapı kalıntıları, pişmiş toprak künkler ve özenle işlenmiş taş duvarlar dikkat çekti.Gereme’nin eteklerine yaslandığı Kartın Tepesi’ndeki kayalıklara oyulmuş mağaraların ise geçmişte sığınak olarak kullanıldığı değerlendiriliyor. Tüm bu özellikleriyle Gereme Harabeleri, hem tarihi miras hem de inanç turizmi açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Uzmanlar, alanın korunarak turizme kazandırılmasının Erciyes’in güneyinde yeni bir kültür ve inanç rotası oluşturabileceğine dikkat çekiyor.Yusuf Kartal
[13:08, 06.01.2026] yusuf kartal: Erciyes Dağı’nın güney yamacında, dik vadiler arasında kurulan Gereme; doğuda Kalkanlı Tepe, kuzeydoğuda Kilise Dağı (Zeyrek Tepesi), kuzeyde Şapkalı Kartın Tepe ve Gök Tepe, batıda Yassı Kartın Tepe ile Karaçıklı Tepe, güneyde ise “Kızıl Yazı Toprağı” olarak adlandırılan düzlükle çevrili doğal bir sınır içerisinde yer alıyor. Bu coğrafi yapı, yerleşimin tarih boyunca korunmasını ve stratejik önem kazanmasını sağladı.Nevşehir’de bulunan Göreme ile isim benzerliği taşıyan Gereme’nin, yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda bu yerleşimle tarihsel veya etimolojik bir bağının olmadığı ortaya kondu. Çukurova Üniversitesi’nden Arş. Gör. Fatih Erhan tarafından yürütülen araştırmalarda, Gereme’nin antik dönem adının “Keramos” olduğu, özellikle 4. yüzyılda geliştiği ve Bizans döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürdüğü değerlendirildi.
Gereme’ye dair yazılı kaynaklardaki önemli bilgilerden biri, 1914 tarihli Karamanlıca Nevşehir Salnamesi’nde yer alıyor. Metni 2005 yılında Fehmi Dinçer tarafından çevrilen kayıtlarda, bölgeden “Kereme” yani kutsal yer olarak bahsediliyor. Belgelerde manastır harabeleri, su yolları, kütüphaneler ve hazine odalarından söz edilirken, yerleşimde eğitim yapılarının da bulunduğu aktarılıyor. Yerleşimin kuzeybatısında bulunan Panagia Kilisesi’ne ilişkin ilk bilgilere ise 1842 yılında İngiliz seyyah William John Hamilton’un seyahatnamesinde rastlanıyor.Cumhuriyet döneminde Gereme, doğal afetlerle büyük tahribat yaşadı. 1932 ve 1942 yıllarında meydana gelen depremler ile sel felaketleri sonucunda, kentteki mabetlerin büyük bölümü ve sivil mimarinin neredeyse tamamı toprak altında kaldı. Günümüze yalnızca bazı yapıların üst bölümleri ulaşabildi.2005 yılında Gereme Harabeleri’nde kapsamlı arkeolojik kazı çalışmaları gerçekleştirildi. Develi Belediyesi, Kayseri İl Özel İdaresi ve İŞKUR iş birliğiyle yürütülen AB destekli “Küllerdeki Ekmek Projesi” kapsamında yapılan kazılar, Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Nilay Çorağan başkanlığında yürütüldü. Çalışmalarda, yaklaşık 2 bin yıllık bir geçmişe sahip olan Gereme’nin, antik dönemde Kapadokya Bölgesi için önemli bir merkez olduğu tespit edildi. Kaynaklarda bölgenin o dönemde “Gabadonya” adıyla anıldığı ifade ediliyor.
Kazılarda, kentin kuzeydoğusunda hakim bir tepe üzerinde yer alan Panagia Bazilikal Kilisesi ortaya çıkarıldı. Bazilikal planlı ve gömü amaçlı inşa edilen yapının, Erken Bizans dönemine tarihlendiği, altar bölümünün altında ise bir kripta bulunduğu belirlendi. Kiliselerin çevresinde sivil yapılar ve bir anıt mezar da tespit edildi. Yerleşimin alt kesimlerinde hamam olduğu düşünülen yapı kalıntıları, pişmiş toprak künkler ve özenle işlenmiş taş duvarlar dikkat çekti.Gereme’nin eteklerine yaslandığı Kartın Tepesi’ndeki kayalıklara oyulmuş mağaraların ise geçmişte sığınak olarak kullanıldığı değerlendiriliyor. Tüm bu özellikleriyle Gereme Harabeleri, hem tarihi miras hem de inanç turizmi açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Uzmanlar, alanın korunarak turizme kazandırılmasının Erciyes’in güneyinde yeni bir kültür ve inanç rotası oluşturabileceğine dikkat çekiyor.Yusuf Kartal 




