ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar, Orta Doğu’da gerilimi yükseltti ve uluslararası kamuoyunu alarma geçirdi. Savaşın ilk günü, İran’ın güneyindeki Minab kentinde bulunan Şecere-i Tayyibe İlkokulu hedef alındı. Saldırıda 168’i çocuk toplam 175 kişi hayatını kaybetti. Okulun vurulması, bölgede eğitim gören çocuklar ve sivillerin güvenliğinin ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Saldırının ABD’ye ait Tomahawk füzesi ile gerçekleştirildiği tespit edilirken, olayın ardından tüm dünyadan sert tepkiler yükseldi. İnsan hakları örgütleri ve uluslararası gözlemciler, sivillere yönelik bu saldırının Savaş hukukuna aykırı olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump’a, saldırıyla ilgili olarak bir gazeteci tarafından “ABD sorumluluk üstlenecek mi?” sorusu yöneltildi. Trump’ın “Bunu görmedim” yanıtı, dünya genelinde geniş yankı uyandırdı ve diplomatik çevrelerde tartışmalara yol açtı.
İran devlet televizyonu, 28 Şubat’ta gerçekleşen saldırıda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. İran Kızılayı ise ölü sayısını 165’in üzerinde olarak açıklarken, yaralıların sayısının da yüzleri bulduğu bildirildi. Saldırının ardından ABD yönetimi, okulun vurulması iddialarını reddetti. Trump, olayın İran’a ait hatalı mühimmat nedeniyle gerçekleştiğini öne sürdü. Savunma Bakanı Pete Hegseth ise sivillerin hedef alındığını belirten tarafın İran olduğunu savundu.
Buna karşın ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, savaşın ilk saatlerinde güney hattındaki hedeflere ABD Donanması tarafından Tomahawk füzeleriyle saldırılar düzenlendiğini açıkladı. Bu açıklama, saldırının sorumluluğu konusunda tartışmaları daha da derinleştirdi. Bölgedeki gerilimin kısa sürede tırmanması ve sivillerin yaşamını yitirmesi, uluslararası toplumda ciddi kaygı yarattı.
Musa Yusuf Işık




