Kayseri’nin bugün “ticaret şehri” kimliğiyle öne çıkmasının arkasında, yüzyıllara yayılan güçlü bir ekonomik birikim bulunuyor. Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. yüzyılındaki Kayseri ticaretini değerlendirerek, şehrin dönemin en canlı ekonomik merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.
Osmanlı arşiv kayıtlarına göre Kayseri’de 1500 yılında 243 bin 657 akçe olan vergi gelirinin, 1584’te 439 bin 885 akçeye yükseldiğini belirten Cıngı, bu artışın şehir ekonomisindeki yüzde 80’e yaklaşan büyümeyi açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Ticari hayatın kalbi, Bedesten ve Kapalı Çarşı çevresinde yer alan hanlar ve esnaf topluluklarıydı. Bugün Pamuk Han olarak bilinen yapının o dönemde “Penbe Han” adıyla anıldığını belirten Cıngı, sarraflar, ayakkabıcılar, kuyumcular ve tüccarların çarşı dokusunu oluşturduğunu söyledi.
Kayseri’de üretimin belkemiğini ise dericilik ve dokumacılık oluşturuyordu. Debbağ ustalarının kendi mahallelerini kuracak kadar kalabalık bir esnaf topluluğu meydana getirdiğini aktaran Cıngı, pamuklu dokumalar, keçe, iplik ve kaftan üretiminin Anadolu genelinde ün kazandığını dile getirdi. Kuyumculuk, terzilik, fırıncılık ve attarlık gibi zanaatların da şehrin ekonomik çeşitliliğini artırdığına dikkat çekti.
Ticaretin en önemli destek unsurlarından biri tarım ve hayvancılıktı. Sahra ve Koramaz nahiyeleri buğday ve arpa üretimiyle öne çıkarken; elma, kayısı, üzüm, ceviz ve bostan ürünleri Kayseri ekonomisine önemli katkı sağlıyordu. Türkmen yörüklerinin hayvancılık ve arıcılık faaliyetleri ise bu dengeli ekonomik yapıyı tamamlıyordu.
Kayseri’yi benzer şehirlerden ayıran en önemli özelliklerden biri de uluslararası ticarete açılan kapısıydı. Yabanlu Pazarı, 13. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun en büyük panayırlarından biri olarak küresel ticaret ağının önemli duraklarından biri haline geldi. Mevlana’nın “Yabanlu’ya ülkelerden mallar gelir” sözleri, bu panayırın uluslararası önemini gözler önüne seriyor.
Tarih boyunca kervanlarla şehre gelen mallar, Kayseri’yi yalnızca ticari değil kültürel etkileşimin de merkezlerinden biri yaptı. 1610’da Polonyalı Simeon’un kaftancıları, hanları ve kuyumcuları; Evliya Çelebi’nin ise kapalı çarşıları, bedestenleri ve un kapanlarını ayrıntılı şekilde anlatması, şehrin ekonomik canlılığını belgeleyen önemli tanıklıklar olarak öne çıkıyor.
Milletvekili Murat Cahid Cıngı, 16. yüzyıl Kayseri’sinin ticaret yollarının kesişim noktasında yer almasıyla Osmanlı ekonomisinin sağlam kalelerinden biri olduğunu belirterek, “Bugün Kayseri’nin sanayi ve ticaret ruhu, o dönemin bedestenlerinde çalışan zanaatkârların ve Yabanlu Pazarı’ndaki tezgâhların mirasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Yusuf Kartal




