Mimarlık dünyasının önde gelen isimlerinden Turgut Cansever’in sözleri, Osmanlı taşınabilir yapı sistemlerinin ve şehir bilgelik anlayışının kaybolduğunu gözler önüne seriyor. Cansever, Osmanlı evlerinin sadece duvar ve kirişten ibaret olmadığını, doğayla uyum içinde esneyen bir yaşam felsefesinin mekânsal karşılığı olduğunu vurguluyor.
Bugün, modern şehirlerde dayanıklılık ve beton ön planda olsa da Cansever’in işaret ettiği asıl sorun, doğayla kavga etmeden yaşam alanı kurma bilincinin kaybolması. Cansever’in “Bu memleket bunu yasaklamış” sözündeki sitem, yalnızca bir teknik yasağın değil, zihinsel bir kopuşun ifadesi olarak yorumlanıyor.
İstanbul’daki Deprem tartışmaları gündemde yer alırken, Cansever’e göre esas tehlike betonun zayıflığı değil, düşüncesizliğin ve toplumsal hafıza eksikliğinin yarattığı ihmaller. Osmanlı şehirleri, bir zamanlar insanı korumak, hayatı güzelleştirmek ve sükûnet sağlamak amacıyla inşa edilmişti; bugün ise çoğu endişe kaynağı haline geldi.
Cansever, şehirlerin ve yapıların yalnızca fiziksel değil, ahlaki ve kültürel temellerle inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor. Ona göre mimarlık, duvar örmekten öte; insanın doğaya, topluma ve hayata bakışını yeniden kurma çabasıdır. Modern mimarlıkta kaybolan bu bilgelikten ders almak, Cansever’in mirasını yeniden yaşatmak anlamına geliyor.
Yusuf Kartal




