Jeffrey Epstein, 2018 yılında verdiği son röportajlardan birinde pedofiliyi “eşcinsellik gibi bir yönelim” olarak tanımlayan sözler sarf etmişti. Bu açıklamalar, Epstein’e yönelik tepkileri daha da artırmıştı.
Son dönemde yayımlanan belgelerde ise Epstein’in Harvard Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Robert Trivers ile yaptığı yazışmalar yeniden gündeme geldi. Yazışmalarda Trivers’in, “erkekten kadına geçiş” ile “kadından erkeğe geçişi” karşılaştıracağını belirttiği, erkekten kadına geçişi ise “daha çekici ve daha kazançlı” olarak tanımladığı iddia edildi.
Aynı yazışmalarda Trivers’in, cinsiyet müdahalelerinin çok daha erken yaşlara çekilmesi gerektiğini savunduğu, hatta üç yaşındaki bir çocuğun “trans eğilimleri fark edilerek hormonlarla müdahale edilmesi” gibi ifadeler kullandığı öne sürüldü. Bu görüşleri dile getiren Trivers’in, Epstein’den en az 40 bin dolar fon aldığı da belgelerde yer alan iddialar arasında.
Trivers’in, reşit olmayan kızlara yönelik cinsel saldırılar hakkında “14–15 yaşına geldiklerinde yetişkin sayılabilecekleri” yönünde ifadeler kullandığı ve bu sözlerle Epstein’i savunduğu da ileri sürülüyor.
Bu iddialar, Epstein çevresinde yalnızca bireysel suçlardan değil, küresel ölçekte bir finansman ve etki ağından söz eden tartışmaları yeniden alevlendirdi. İddialara göre Epstein Adası’na, trans tıbbı alanında öne çıkan ve çocuklara da cerrahi müdahaleler yaptığı belirtilen cerrah Jess Ting’in, üç çocuğuyla birlikte gittiği ortaya çıktı. Ting’in kurduğu trans cerrahi programı için Epstein’den destek aradığı ve binlerce dolarlık fon aldığı da belgelerde yer aldı.
Eleştirilerin bir diğer ayağında ise kültürel ve medya etkisi bulunuyor. Netflix’in 2020 yılında ABD’de yayımladığı Cuties (Mignonnes) filmi, çocukların cinselleştirildiği gerekçesiyle yoğun tepki çekmiş, Türkiye’de yayımlanması RTÜK tarafından engellenmişti. Film, pedofili tartışmalarının küresel ölçekte yeniden gündeme gelmesine neden olmuştu.
2022 yılında Dünya Transseksüeller Birliği danışmanı Miranda Galbreath’in, “pedofili” kavramı yerine daha yumuşak bir dil kullanılması gerektiğini savunduğu açıklamaları da dikkat çekti. Galbreath’in “kişilerin neye ilgi duyacaklarını seçmedikleri” yönündeki sözleri, Epstein’in 2018’de dile getirdiği görüşlerle benzerlik taşıdığı gerekçesiyle eleştirildi.
Türkiye’de ise 2020 yılından itibaren bazı belediyeler tarafından LGBT meclisleri ve toplumsal cinsiyet merkezleri kurulduğu açıklandı. Aynı süreçte “LGBT çocuk da vardır” ifadesinin kamuoyuna yansıması, tartışmaları daha da derinleştirdi.
2022 Ocak ayında kamuoyunda tanınan bir avukatın “trans çocuklar vardır” paylaşımı da bu tartışmaların odağına yerleşti. Aynı dönemde İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde yayımlanan bir akademik makalede, 15–16 yaşlarındaki çocuklarda ergenlik durdurucu hormonlar kullanıldığı ve bazı vakalarda 18 yaşından önce geri dönüşü olmayan cerrahi işlemler yapıldığı ifade edildi.
Makalede imzası bulunan akademisyenler ve sürece onay verdiği belirtilen yöneticiler hakkında soruşturma izni verilmediği öne sürülürken, bu durum “koruma kalkanı” iddialarını da beraberinde getirdi.
Eleştirilerin odağındaki isimlerden biri olan psikiyatrist Steven Kaptan’ın, rehberlik derslerinde hormon baskılayıcı tedavileri savunduğu, ergenliğin tıbbi müdahalelerle askıya alındığını anlattığı video kayıtları da tartışmalara eklendi.
Tüm bu iddialar, Epstein’in çok küçük yaşlardaki çocuklara yönelik müdahaleleri dahi tartışan zihniyetiyle, Türkiye’de “LGBT’li çocuklar” söyleminin aynı zaman diliminde gündeme gelmesinin tesadüf olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Buse Yıldız




