Anadolu, büyük ticaret yollarının geçiş güzergahı üzerinde bulunması ve Asya-Avrupa kıtalarının bağlantı noktası olması sebebiyle çok sayıda savaş ve göç almış bir bölgedir.
İlk insan yerleşimlerinden, Roma İmparatorluğuna kadar çok sayıda medeniyeti bağrına sığdırmış ve çeşitli kültürleri birbiriyle kaynaştırmıştır.
Özellikle iki kıtayı birbirine bağlaması ise tarih boyunca Anadolu topraklarının coğrafi yapısını karmakarışık bir hale getirmiştir.
Geçiş güzergahı olması aynı zamanda Anadolu topraklarının Asya-Avrupa olmak üzere iki farklı medeniyete ev sahipliği yapmasını sağlamıştır.
Selçukluların 1064 yılında Ani kalesini fethetmesi ise Anadolu’nun fethini hazırlayan en önemli unsur olmuştur.
MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİ
Malazgirt Savaşı, 26 Ağustos 1071 tarihinde Alparslan tarafından yönetilen Selçuklu ordusu ile Bizans ordusu arasında gerçekleşmiş, Bizans İmparatorluğu’nun yenilgisi ve İmparator 4. Romen Diyojen’in esir düşmesiyle sona ermiştir.
VII. Mikhail Dukas, Romen Diyojen’in imzaladığı antlaşmanın geçersiz olduğunu ilan etti. Bunu haber alan Alparslan da ordusuna ve Türk Beylerine Anadolu’nun fethi emrini verdi. Bu emir doğrultusunda Türkler Anadolu’yu resmen fethe başladılar.
Bu saldırılarla birlikte sonu Haçlı Seferleri ve Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan bir fetih süreci başlamıştır. Bu savaş, Anadolu’nun Türklerin eline geçmesi için, savaşçı olan Türklerin, eski Akınlarını tekrar başlatacağının göstergesiydi. Abbasiler döneminden biten bu akınlar, Avrupa’yı İslam tehdidinden kurtarmıştı. Ancak Anadolu’yu ele geçiren ve Hıristiyan Avrupa ile Müslüman Ortadoğu arasında tampon bölge oluşturan Bizans devletinin çok büyük bir güç ve toprak kaybına neden olan Türkler, aradaki bu bölgeyi ele geçirerek Avrupa’ya başlayacak yeni akınların habercisi oluyordu.
Ayrıca İslam dünyasında büyük birlik sağlamış olan Türkler, bu birlikteliği Hıristiyan Avrupa’ya karşı kullanacaktı. Bütün İslam dünyasının Türklerin önderliğinde Avrupa’ya akın başlatmalarını önceden gören Papa, önlem olarak Haçlı Seferleri’ni başlatacak ve bu da kısmi olarak işe yarayacaktı. Ancak yine de Türklerin Avrupa’ya yaptı akınları durduramayacaktı. Malazgirt Savaşı, Türklere Anadolu’nun kapılarının açan savaş olarak bilinir.
Anadolu’nun fethedilmesinin hemen ardından Türkleştirme ve İslamlaştırma çalışmaları hızla başladı.
Türkler, ele geçirdikleri bölgelerde Hristiyanlara ait dini yapıları onararak kullanılabilir hale getirmeye başladılar. Selçuklunun Anadolu’ya gönderdiği Türk Beyliklerinin hızla ilerlemesi ve kazandıkları şehirlerde hızlı çalışmaları Türk-İslam eserlerinin çok kısa zamanda yapılmasına zemin hazırladı.
Onlardan biri ise tarihi Roma İmparatorluğunun “Kayser” lakaplı şehri olan Kayseri’dir.
Selçuklu ve Türk Beyliklerinin Konya’dan sonra ikinci başkenti konumunda bulunan Kayseri, Anadoluda’ki Türk-İslam eserlerinin tarihi bakımdan en eski olanlarıdır. Özellikle Ahilerin merkezi olan şehir çok kısa zamanda Türkleşen bir Anadolu şehri oldu.
Türklerin hanlar, hamamlar, şifahaneler, medreseler, camiler ve kervansaraylar yaptığı Kayseri’de, Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubatın eşi Hunat Hatunun da ismi, bugün Cumhuriyet Meydanında bulunan Hunat Hatun camii ve hamamı ile yaşatıldı.
Hacip Çavlı Kümbeti
Kayseri’nin Kocasinan İlçesi Sahabiye Mahallesi’nde bulunan Hacip Çavlı Kümbeti12.yüzyıl başında yapılmıştır. Günümüzde Kayseri Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2003-2004 yılında onarıldı.
Kümbetin dış duvarları üstünde dolaşan kabartma yazı kuşağı ve güney cephedeki kitabe bordürü dışında genel olarak sade bir yapıdır. Duvarları kesme taş kaplamalı duvarlarında ahşap hatıllar kullanılmıştır. 
Ulu Hatun Türbesi
1363 yılında inşa edilen türbenin Eretna Emirlerinden Sadgeldi Paşa’nın Kızı Ulu Hatun için yapıldığı bilinmektedir. Sonraki yıllarda ölen kardeşleri Emir Mehmet Kiçi Hatun da buraya gömülmüştür. Sazgeldi Türbesi ve Dede Kümbet adı ile de anılmıştır.

Ulu Hatun Türbesi Mermeden yapılmış sandukanıın ortasında 6 köşeli yıldız bulunmaktadır. Bu yıldız, kabartma şekliyle, türbe kapısının üzerinde de mevcuttur. Üzerinde "bu türbe, rahmetli Masum Muhammed kızı Ulu Hatunun'dur 705 yılı" yazmaktadır. 
Hacı Kılıç Cami ve Medresesi
Selçuklu devletinin son dönemlerinden kalma bir eser olarak 750 yılı aşan Hacı Kılıç Cami Selçuklu döneminin önemli eserlerindendir.

Hacı Kılıç Cami Selçuklu devletinin son dönemlerinde (M.1249 ) tarihinde Ebu’l Kasım Bin Ali Tusi tarafından yaptırılmıştır.Hacı Kılıç Cami yanındaki medrese ile bir bütün oluşturmaktadır. Her iki yapı da kesme taştan yapılmıştır. Güney Cephede üstte kemerli üç pencere vardır. Ortada dışa doğru çıkıntılı mihrap bölümü de görülmektedir. Medresenin kuzey batı köşesinde silindirlik kare Camiin güney doğu köşesinde silindirlik biçimde yapılmış köşe kuleleri vardır.
Haber: Muhammed Yasin PAŞA / Arzu ZARAROĞLU






Berkay Pala güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim..
Arzu hanım sizin gibi genç değerli gazeteciler tarihimizi unutmamak öğrenmek adına yaptığınız haberlerden dolayı teşekkür ederiz pizza hause beko