Sosyal medya kullanıcılarının önemli bir bölümü, yıllardır tek bir mesaj dahi atmadığı ya da herhangi bir etkileşim kurmadığı hesapları takip etmeye devam ediyor. İlk bakışta sıradan bir alışkanlık gibi görünen bu durum, dijital dünyada giderek daha fazla tartışılan bir kavrama işaret ediyor: Dijital birikmişlik sendromu.
Takipten çıkmanın sosyal bir anlam taşıdığına inanılması, ileride gerekebilir düşüncesi ya da yalnızca alışkanlıklar, kullanıcıları pasif bağlantıları sürdürmeye itiyor. Fiziksel hayatta ilişki kurulmayan kişilerin dijital ortamda görünür kalması, zihinsel bir yük oluşturabiliyor.
Dijital birikmişlik, yalnızca takip listeleriyle sınırlı kalmıyor. Eski mesajlar, kullanılmayan uygulamalar ve yıllardır bakılmayan içerikler de bu sendromun parçaları arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu durumun zamanla dikkat dağınıklığına ve dijital yorgunluğa yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Sosyal medya platformlarının “takibi bırak” gibi basit görünen eylemleri bile kullanıcılar için zorlaştırması, bu alışkanlığın sürmesine neden oluyor. Ancak uzmanlar, dijital alanın da tıpkı fiziksel yaşam gibi düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor. Gereksiz bağlantılardan arınmanın, dijital farkındalık ve zihinsel rahatlama açısından önemli olduğu belirtiliyor.
Emine Nur Eken




