Ertuğrul Fırkateyni’nin hikayesi, 1887 yılında Japon Prensi Komatsu Akihito’nun İstanbul ziyaretiyle başladı. Bu ziyarete karşılık olarak Sultan II. Abdülhamid, Japon İmparatoru Meiji’ye mücevherli nişanlar ve çeşitli hediyeler sunmak üzere görkemli bir heyet hazırlattı. 1889 yılında yola çıkan fırkateynde, sadece deneyimli askerler değil, Bahriye Mektebi'nden yeni mezun olan genç teğmenler de geleceğin denizcileri olarak yer alıyordu. Toplam 609 mürettebatla yola çıkan Ertuğrul, 11 ay süren meşakkatli bir yolculuğun ardından 1890’da Japonya’ya ulaştı ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı.
Tayfun ve Gelen Büyük TrajediÜç ay süren diplomatik temasların ardından 15 Eylül 1890’da dönüş yoluna çıkan Ertuğrul Fırkateyni, ertesi gün Kushimoto açıklarında şiddetli bir tayfuna yakalandı. Kayalıklara çarparak batan gemiden sadece 69 denizci sağ kurtulabildi; Amiral Osman Bey ve yüzlerce genç teğmenin de aralarında bulunduğu 500'den fazla mürettebat derin sulara gömüldü.
Kardeşliğin Doğuşu: Kushimoto’dan İstanbul’aKazanın ardından Japon halkı, yaralı Türk denizcilerine tek vücut olarak yardım elini uzattı. Bu facia, iki milletin arasında bugüne kadar süregelen derin bir kardeşlik duygusunun ilk tohumlarını attı:
Yardım Kampanyası: Japon halkı, kazazedeler ve şehit aileleri için büyük bir yardım kampanyası başlattı.İade-i İtibar: Sağ kurtulan 69 Türk denizcisi, Japon İmparatoru’nun emriyle "Hiei" ve "Kongō" adlı Japon savaş gemileriyle İstanbul’a kadar refakat edilerek evlerine ulaştırıldı.Anıt ve Müze: 1891 yılında Kushimoto’da şehitler anısına dikilen anıt, 1937'de Türkiye tarafından restore edildi. Ayrıca 1974'te bölgede açılan Türk Müzesi, bugün iki ülke dostluğunun yaşayan bir kanıtı olarak hizmet veriyor.
Japon Bakan Koizumi’nin müzedeki sergiyi gezerken kendi memleketi Yokosuka ile kurduğu tarihi bağ da, bu dostluğun ne kadar derin köklere sahip olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.Sılanur Atila
Tayfun ve Gelen Büyük TrajediÜç ay süren diplomatik temasların ardından 15 Eylül 1890’da dönüş yoluna çıkan Ertuğrul Fırkateyni, ertesi gün Kushimoto açıklarında şiddetli bir tayfuna yakalandı. Kayalıklara çarparak batan gemiden sadece 69 denizci sağ kurtulabildi; Amiral Osman Bey ve yüzlerce genç teğmenin de aralarında bulunduğu 500'den fazla mürettebat derin sulara gömüldü.
Kardeşliğin Doğuşu: Kushimoto’dan İstanbul’aKazanın ardından Japon halkı, yaralı Türk denizcilerine tek vücut olarak yardım elini uzattı. Bu facia, iki milletin arasında bugüne kadar süregelen derin bir kardeşlik duygusunun ilk tohumlarını attı:
Yardım Kampanyası: Japon halkı, kazazedeler ve şehit aileleri için büyük bir yardım kampanyası başlattı.İade-i İtibar: Sağ kurtulan 69 Türk denizcisi, Japon İmparatoru’nun emriyle "Hiei" ve "Kongō" adlı Japon savaş gemileriyle İstanbul’a kadar refakat edilerek evlerine ulaştırıldı.Anıt ve Müze: 1891 yılında Kushimoto’da şehitler anısına dikilen anıt, 1937'de Türkiye tarafından restore edildi. Ayrıca 1974'te bölgede açılan Türk Müzesi, bugün iki ülke dostluğunun yaşayan bir kanıtı olarak hizmet veriyor.
Japon Bakan Koizumi’nin müzedeki sergiyi gezerken kendi memleketi Yokosuka ile kurduğu tarihi bağ da, bu dostluğun ne kadar derin köklere sahip olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.Sılanur Atila 




