Kayseri’nin köklü ilçelerinden Yahyalı, adını Ulu Cami bahçesinde türbesi bulunan Yahya Gazi’den alıyor. Tarihî kaynaklar ve rivayetlere göre Yahya Gazi, Danişmendliler’in 1075 yılı sonrasında Anadolu’daki fetih hareketleri sırasında bölgeye gelen önemli şahsiyetlerden biri olarak biliniyor.
Yahya Gazi’nin, Develi’ye adını veren Dev Ali (Devle Bey) ve Seyyid Ali ile kardeş olduğu yönündeki rivayetler, Erciyes Dağı’nın güney eteklerinde kalıcı bir yerleşimin temellerinin bu aile tarafından atıldığını gösteriyor. Bu bağlar, Yahyalı’nın sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda tarihsel bir merkez hâline gelmesini sağladı.
Osmanlı dönemine ait kayıtlarda Yahyalı’nın uzun yıllar “Gazibeyli” adıyla anıldığı görülüyor. Bu isim, bölgenin kuruluşunda yer alan alp-eren geleneğini ve gazi kimliğini yansıtan önemli bir tarihî iz olarak dikkat çekiyor.
Yahyalı, yalnızca bir fetih ve yerleşim merkezi değil, aynı zamanda önemli bir ilim merkezi olarak da öne çıktı. Camiikebir, Yenice ve Gazibeyli mahallelerinde Cumhuriyet dönemine kadar faaliyet gösteren medreseler, çevredeki köy ve kasabaların eğitim ihtiyacını karşılayan güçlü bir ilim ağı oluşturdu. Bu yönüyle Yahyalı, ilim ve inancın birlikte şekillendirdiği bir merkez kimliği kazandı dedi.
Bugün hâlâ ayakta duran türbesiyle Yahya Gazi, ilçenin kolektif hafızasında efsanevi bir figür olarak yer alıyor. Halk arasında anlatılan rivayete göre Yahya Gazi, düşmanla çarpışırken ağır yaralanmasına rağmen başını koltuğunun altına alarak türbesinin bulunduğu yere kadar yürüdü. Bu anlatı, Yahya Gazi’yi halk nezdinde sadece bir fatih değil, aynı zamanda manevi bir kurucu olarak da simgeleştiriyor.
Yahyalı’nın adı, asırlar boyunca yalnızca bir şahsiyetle değil; ilim, inanç ve köklü yerleşim geleneğiyle birlikte anılmaya devam ediyor.
İbrahim Esat Güler




