Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından açıklanan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında eğitim müfredatında yapılan köklü değişiklikler, komşu Yunanistan’da büyük bir rahatsızlığa yol açtı. Türk tarih ve coğrafya kitaplarında yer alan bazı kavramların milli şuur ve tarihi gerçekler doğrultusunda yeniden ele alınması, Yunan medyasını çileden çıkardı. Özellikle "Ege Denizi" yerine coğrafyanın tarihi ismi olan "Adalar Denizi" kavramının ders kitaplarına resmi olarak girmesi, Atina hattında geniş yankı uyandırdı.
Bakan Tekin’i Doğrudan Hedef Aldılar
Değişikliklerin duyulmasının ardından harekete geçen Yunan basını, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i doğrudan hedef alan karalama kampanyalarına başladı. Ülkenin önde gelen haber sitelerinden Geopolitico, gelişmeyi manşetine taşıyarak "Bakan Tekin'den skandal açıklama: Ege Denizi yok, Adalar Denizi var" başlığıyla okuyucularına duyurdu. Atina medyası, Türkiye’nin kendi çocuklarına öğrettiği milli tarihi ve coğrafi terimleri bir "propaganda" faaliyeti olarak nitelendirerek, uluslararası kamuoyunda bir algı operasyonu yürütmeye çalıştı.
Lozan İmzalandığında Ege Denizi Yoktu
Yunanistan’dan yükselen çatlak seslere en net yanıt ise Bakan Yusuf Tekin’in tarihi gerçeklere dayanan açıklamalarında gizli. Lozan Antlaşması imzalandığı dönemde dünya literatüründe "Ege Denizi" diye bir kavramın bulunmadığını hatırlatan Bakan Tekin, "Niye Lozan'da Ege Denizi demiyorlar? Çünkü denizin adı Adalar Denizi. Ege Denizi kavramı, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanistan'ın da isteğiyle literatüre giren bir kavramdır" sözleriyle konunun siyasi değil, tamamen bilimsel ve tarihi bir hakikat olduğunu ortaya koymuştu. New müfredatla birlikte, Türkiye’nin denizlerindeki tarihi haklarının genç nesillere doğru aktarılması amaçlanıyor.

Sadece Deniz Değil Tarih De Değişti
Müfredattaki revizyon sadece deniz isimleriyle de sınırlı kalmadı. Milli Eğitim Bakanlığı, Batı merkezli tarih anlayışına da büyük bir darbe vuracak nitelikte adımlar attı. Yeni kitaplarda İslam dünyasını hedef alan "Haçlı Seferleri" yerine "Haçlı Saldırıları", Batı'nın dünyayı yağmalamasını şirin gösteren "Coğrafi Keşifler" yerine "Sömürgeciliğin Başlangıcı" ve Türklerin kadim yurdunu daraltan "Orta Asya" terimi yerine ise "Türkistan" kavramı kullanılmaya başlandı. Bakanlık, bu hamlelerle çocukların tarihi kendi milli pencerelerinden görmesini sağlamayı hedeflerken, komşudaki panik havasının daha ne kadar süreceği merak konusu oldu.
Sılanur Atila





