Aydın’da tren istasyonunda işçi olarak çalışan babasını bir kazada kaybeden, ardından evleri çıkan yangında kül olan küçük bir çocuğun hayatı, Türkiye’nin ve dünyanın unutamayacağı bir hikâyeye dönüştü. Anne, iş bulma umuduyla çocuğunu alıp İzmir’e gitti; ancak geçim sıkıntısı nedeniyle onu yetimhaneye bırakmak zorunda kaldı. O çocuk, ilerleyen yıllarda milyonların hayranlıkla dinleyeceği bir sanatçı olacaktı: Dario Moreno.
Yetimhanede geçen yılların ardından hayata erken atılan Moreno, okuldan arta kalan zamanlarda hırdavatçıda, elektrikçide çıraklık yaptı; Fransızca öğrendi, gitar dersleri aldı. Askerliğini Akhisar Orduevi’nde müzisyen olarak tamamladı. Tezkereden sonra İzmir Kordon’daki Marmara Gazinosu’nda gitar çalıp şarkı söyleyerek yaşamını sürdürdü.
İstanbul ve Ankara’daki gazinolarda sahne almaya başlayan Moreno’nun yolu, Ankara Maltepe’deki Bomonti Gazinosu’na düştü. Henüz tanınmayan genç şarkıcı, düşük kazancıyla kalacak ucuz bir yer ararken Hergele Meydanı’ndaki mütevazı bir pansiyona yerleşti. Tek göz odayı paylaştığı kişi ise gündüz memur, gece sakin bir şairdi. O memur, PTT’de çalışan Orhan Veli’ydi.
Aylar boyunca farklı saatlerde yaşadıkları için karşılaşamayan iki oda arkadaşı, bir gün tanıştı ve dost oldu. Orhan Veli, Bomonti’de dinlediği Moreno’nun sesinden çok etkilendi ve ona hayatını değiştirecek cümleyi söyledi: “Yurt dışına gidersen sesinin kıymetini bilirler.”
Bu sözler Moreno’nun kaderini belirledi. İstanbul Maksim Gazinosu’ndaki anlaşmazlığın ardından Fransa’ya giden sanatçı, Paris’te “Jezabel” ile dikkat çekti, Monte Carlo’da birincilik kazandı. Fecri Ebcioğlu’nun yazdığı şarkılarla ünü büyüdü. Yetimhanede öğrendiği Fransızcasıyla Fransızlara Fransızca şarkılar söyledi; dünya onu tanıdı.
Fransa’da 15 yılda 32 film çeviren Dario Moreno, Brigitte Bardot ile başr
olü paylaştı ve onun en yakın arkadaşlarından biri oldu. Tüm şöhretine rağmen vatanına, İzmir’e ve Atatürk’e olan sevgisini hiç kaybetmedi. Yıllar sonra Türkiye’ye döndü, sahnelere çıktı.
Dario Moreno, İstanbul Yeşilköy Havalimanı’nda geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata veda etti. Pansiyondaki sessiz oda arkadaşı orhan veli de yıllar sonra benzer bir kaderle bu dünyadan göçtü. Biri şarkılarıyla, diğeri dizeleriyle iz bıraktı. Aynı odada kesişen iki hayat, Türkiye kültür tarihine unutulmaz bir iz olarak kaldı.
İbrahim Esat Güler




