Kayseri’nin önemli manevi ve tarihi yapılarından biri olan Zeynel Abidin Türbesi, yıllardır isim benzerliği nedeniyle sıkça yanlış kişiye atfediliyor. Halk arasında çoğu zaman Peygamber Efendimizin torunlarından olduğu rivayet edilen “Zeynelabidin Hazretleri” ile karıştırılan türbe, aslında Kadı Burhaneddin’in oğlu Alaeddin Ali Bey, bilinen adıyla Zeynel Abidin için inşa edildi.
1398’de Kadı Burhaneddin’in Sivas Kalesi önlerinde öldürülmesinin ardından bağlıları tarafından hükümdar ilan edilen genç Zeynel Abidin, Akkoyunlu Kara Yülük Osman’ın baskısı ve yaklaşan Timur tehlikesi nedeniyle çözümü Osmanlı’ya sığınmakta buldu. Yıldırım Bayezid’e şehri teslim edeceğini bildiren Zeynel Abidin’in bu adımıyla Kadı Burhaneddin Devleti Osmanlı topraklarına katıldı.
Osmanlı hâkimiyetinin bölgeye yerleşmesinin ardından görevden çekilen Zeynel Abidin, bir süre Dulkadiroğlu Beyliği’nde kaldı, Sivas’ı geri almak için girişimde bulunduysa da başarılı olamadı. Daha sonra Osmanlı hizmetine girerek valilik yaptığı Kayseri’ye yerleşti. Burada hem sultanlık geçmişi hem de ilmi kişiliği nedeniyle halk arasında “Sultan” ve “İmam” unvanlarıyla büyük saygı gördü. 1442’de Kayseri’de vefat etti.
Vefatının ardından adına yapılan türbe zamanla yıpranınca 1537’de onarıldı. Ancak bu yapı da yetersiz kalınca, Ankara Valisi Abidin Paşa tarafından 1885’te II. Abdülhamid döneminde bugünkü türbe yeniden yaptırıldı. Kuzey cephesindeki girişte yer alan kitabe, dönemin Kayseri kadısı Mehmed Fevzi Efendi’nin kaleminden çıkmış beyitlerle süslü.
Kare planlı türbenin ortasında yükseltilmiş kubbe yer alırken dört cephesinde üçer pencere bulunuyor. Yapı bir dönem İl Halk Kütüphanesi olarak da kullanıldı. 1950’de naaşının Seyyid Burhaneddin Türbesi’ne taşınması ve 1995’te yeniden yerine getirilmesinin ardından tekrar türbe vasfı kazandı.
Türbenin hemen yanında yer alan iki katlı Türbedar Evi ise Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek bugün Turizm Danışma Merkezi olarak hizmet veriyor.
Fotoğraf: Yusuf Kartal





