Gagavuz (Gökoğuz) Türklerinin millî kimliğinin korunması ve Türkçenin yaşatılması için ömrünü adayan Mihail Çakır (1861–1938), yalnızca bir din adamı değil, aynı zamanda Türk dünyasının önemli fikir ve kültür insanlarından biri olarak kabul ediliyor. Eğitimci, yazar, şair, tarihçi ve araştırmacı kimliğiyle tanınan Çakır, 34 kitap ve “Gagauzların Tarihi ve Etnografik Özellikleri” adlı eseriyle Gagavuz tarihine ışık tuttu.
Mihail Çakır, Gagavuzların Türkçeyi kaybetmeleri hâlinde Türklük bilincini de yitireceğini savunarak, yaklaşık 40 yıl boyunca köy köy dolaşıp çocuklara ve gençlere Türkçe öğretti. Her yere yetişemeyeceğini anlayınca 1931 yılında Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver’den destek istedi.
Büyükelçi Tanrıöver’in durumu Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e iletmesinin ardından bölgeye Türkçe öğretimi için 30 öğretmen gönderildi. Ayrıca 300 Gagavuz genci üniversite eğitimi için Türkiye’ye getirildi. Atatürk, Mihail Çakır’ın hizmetlerini takdir ederek kendisine “Türklüğe Üstün Hizmet Nişanı” ve diploma gönderdi.
Hamdullah Suphi Tanrıöver’in 13 yıl süren Bükreş Büyükelçiliği döneminde Türkçe eğitim veren 26 okul açıldığı, Türkiye’den getirilen kitapların bu okullarda okutulduğu ve başarılı Gagavuz öğrencilerin Türkiye’de öğrenim görmelerinin sağlandığı biliniyor.
1936 yılında Balkanlar’a yaptığı gezide Kişinev’de Mihail Çakır’ın evinde misafir olan yazar Yaşar Nabi Nayır da, “Balkanlar ve Türklük” adlı eserinde Çakır’dan övgüyle söz etti.
Mihail Çakır, dinî eserlerinde dahi ibadet dilini Türkçeleştirerek Gagavuzların Rum ve Bulgar kiliseleri aracılığıyla yürütülen asimilasyon politikalarına karşı direnç göstermesini amaçladı.
Hayatı boyunca Gagavuz Türklerine millî kimlik bilinci kazandırmaya çalışan Mihail Çakır, Türk dünyasında kültürel direnişin simge isimlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Yusuf Kartal




