Geçtiğimiz günlerde final yapan ve izleyiciyi ekran başına kilitleyen “Kral Kaybederse” dizisinin arkasında, kurguya taş çıkartan gerçek bir hayat hikâyesi olduğu ortaya çıktı. Dizinin ana karakterinin, Türkiye’nin en parlak maden mühendislerinden biri olarak gösterilen Orhan Gazi Vural’ın yaşamından esinlendiği öğrenildi.1934 yılında Eskişehir’de doğan Orhan Gazi Vural, Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nden 1959 yılında mezun oldu. Döneminin en yetenekli mühendisleri arasında gösterilen Vural, yalnızca akademik başarısıyla değil, sosyal çevresi ve dikkat çeken kişiliğiyle de öne çıktı.Gençlik yıllarında, 1963’te Ses Dergisi’nin düzenlediği ve Ediz Hun’un birinci olduğu artist yarışmasında ikinci olan Vural, Yeşilçam’a adım atma şansını geri çevirerek meslek hayatını tercih etti. Askerliği sırasında MTA Enstitüsü tarafından özel olarak görevlendirilen Vural, Salihli–Köprübaşı havzasında yürütülen uranyum arama çalışmalarında yer aldı. Bu süreçte, Türk havacılık tarihinin efsane ismi Vecihi Hürkuş ile birlikte havadan radyometrik etütler gerçekleştirdi.
Devlet tarafından iki kez Fransa’ya gönderilen Vural, uranyum cevher hazırlama alanında ihtisas yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra Polmak Makine’de üst düzey yöneticilik görevinde bulundu, ardından 1977 yılında kendi şirketini kurarak Türkiye’nin farklı bölgelerinde derin sondaj ve rezerv tespit çalışmalarına imza attı.Ancak başarılarla dolu kariyer zamanla yerini yalnızlığa bıraktı. Kendi anlatımıyla; hırslar, hatalı tercihler ve kopan aile bağları, hayatındaki dengeleri altüst etti. Bir dönem zirvede yaşayan Vural, yaşamının son yıllarını Ankara Pursaklar’daki bir huzurevinde geçirdi.Emekli maaşının huzurevi ücretini karşılamaya yetmemesi üzerine Maden Mühendisleri Odası’ndan destek isteyen Vural için sessiz bir dayanışma örneği sergilendi. Herhangi bir duyuru yapılmadan borcu kapatıldı. Orhan Gazi Vural, bu destekten kısa bir süre sonra, 9 Mayıs 2010’da hayatını kaybetti.Dizide anlatılan “zirveden düşüş” hikâyesinin ardındaki bu gerçek yaşam öyküsü, makamların ve servetin geçici, insanlığın ise kalıcı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.Buse Yıldız
Devlet tarafından iki kez Fransa’ya gönderilen Vural, uranyum cevher hazırlama alanında ihtisas yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra Polmak Makine’de üst düzey yöneticilik görevinde bulundu, ardından 1977 yılında kendi şirketini kurarak Türkiye’nin farklı bölgelerinde derin sondaj ve rezerv tespit çalışmalarına imza attı.Ancak başarılarla dolu kariyer zamanla yerini yalnızlığa bıraktı. Kendi anlatımıyla; hırslar, hatalı tercihler ve kopan aile bağları, hayatındaki dengeleri altüst etti. Bir dönem zirvede yaşayan Vural, yaşamının son yıllarını Ankara Pursaklar’daki bir huzurevinde geçirdi.Emekli maaşının huzurevi ücretini karşılamaya yetmemesi üzerine Maden Mühendisleri Odası’ndan destek isteyen Vural için sessiz bir dayanışma örneği sergilendi. Herhangi bir duyuru yapılmadan borcu kapatıldı. Orhan Gazi Vural, bu destekten kısa bir süre sonra, 9 Mayıs 2010’da hayatını kaybetti.Dizide anlatılan “zirveden düşüş” hikâyesinin ardındaki bu gerçek yaşam öyküsü, makamların ve servetin geçici, insanlığın ise kalıcı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.Buse Yıldız 




