• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Resmi Reklamlar
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • 3. SAYFA
  • MAGAZİN
  • SAĞLIK
  • SİYASET
  • KÜLTÜR SANAT SPOR TEKNOLOJİ OTOMOBİL GENEL REKLAM
  • Ara
SON DAKİKA:
13:36
Emeklilere ÖTV'siz Araç Müjdesi: Meclis’teki Teklifin Detayları Belli Oldu
13:01
Türkiye’nin Sanayi Devleri Açıklandı: Zirve Yine TÜPRAŞ’ın
12:42
Anavatan Partisi'nin Büyük Kongresine "Mutlak Butlan" Şoku!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
  1. Haberler
  2. DÜNYA
  3. Medyadaki provokatif içerikler nefret söylemini yayarak soykırımı teşvik ediyor
DÜNYA
Yayınlanma: 10 Haziran 2023 - 11:55
Güncelleme: 10 Haziran 2023 - 11:56

Medyadaki provokatif içerikler nefret söylemini yayarak soykırımı teşvik ediyor

Eski ABD Savaş Suçlarından Sorumlu Büyükelçi Stephen Rapp, "Bazı insanların 'düşman' olduğuna dair yanlış bilgi ve mesajlar inşa edilmesi, zaman içinde o kişilere karşı kitlesel katliam kampanyasını mümkün kılabilir." dedi.

DÜNYA
10 Haziran 2023 - 11:55
Güncelleme: 10 Haziran 2023 - 11:56
TAKİP ETTAKİP ET
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Medyadaki provokatif içerikler nefret söylemini yayarak soykırımı teşvik ediyor
Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kurulan Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesinde, 2001'den 2007'ye kadar, kıdemli yargılama avukatı ve başsavcı olarak görev yapan eski ABD Savaş Suçlarından Sorumlu Büyükelçi Stephen Rapp, AA muhabirine, soykırımın tanımı ve medya kuruluşlarının soykırıma yatkın gruplar üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  

Soykırım kavramının, İkinci Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkisinin ardından Polonyalı avukat Raphael Lemkin tarafından tanımlandığı bilgisini veren Rapp, Lemkin'in 1948'de kabul edilen Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin de fikir babası olduğunu ve o tarihten itibaren soykırımın yeni bir suç türü olarak kabul edildiğini söyledi.

Rapp, soykırımı; kişilerin ırk, siyasal görüş, din, sosyal durum veya herhangi başka ayırıcı özellikleri nedeniyle ve yok edilmeleri niyetiyle girişilen eylemler olarak tanımlayarak, her savaştaki toplu ölümlerin soykırım olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti.

Ruanda'da 100 gün içinde 800 bin Tutsi ve ılımlı Hutu'nun öldürüldüğü soykırıma atıf yapan Rapp, şu ifadeleri kullandı:

"Ruanda'da soykırım olduğu çok açıktı ancak diğerlerinin çoğunda özellikle devam eden iç savaş veya uluslararası savaşlarda, savaş suçu olabilecek kitlesel vahşetten bahsedebiliriz. Masum sivillere veya teslim olmuş ve artık tehdit oluşturmayan ya da gözaltında tutulan askerlere yönelik saldırılar var. Bunlar insanlığa karşı suçlar ve insanları siyasi gerekçeyle hedef alan toplu katletme operasyonları. Tıpkı rejim tarafından Suriye hapishanelerinde 150 bin kişinin ortadan kaldırılması ve muhtemelen 100 bin kadarının da açlık ve işkenceyle öldürülmesi gibi."

Rapp, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesinin 2. maddesinde soykırım suçu için gerekli şartların sıralandığını aktararak, "Soykırım için ne gerekli? Öncelikle öldürmeyi içeren, ağır zihinsel ve fiziksel zarar da dahil eziyet içeren belirli eylemler olmalı. Doğumları azaltmaya yönelik çabalar da buna dahil. Ayrıca çocukların ailelerinden alınıp bir gruptan diğerine nakledilmesi de soykırım eylemi teşkil edebilir." dedi.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Uygur Müslümanlarına doğum kontrolüne zorlandığına dikkati çeken Rapp, "Uygurların doğum oranı o kadar çarpıcı biçimde düştü ki, bazı bölgelerde doğum oranı ölüm oranından daha düşük. Dolayısıyla iki ya da üç nesil sonra Uygurların varlığı sona erecektir. Bu soykırım eylemi olabilir. Soykırım suçunun oluşması için bir grubun tamamen ya da önemli kısmının yok edilmesine fiilen kast edilmiş olması gerekir." diye konuştu.

"Provokatif paylaşımlar kitlesel katliam kampanyasını mümkün kılabilir" Rapp, medyada üretilen nefret söyleminin soykırıma yatkın grupları teşvik edici nitelik taşıdığına işaret ederek, 1994'te Ruanda'da gerçekleşen soykırımın, o dönem radyo ve gazete yayınlarıyla Tutsilerin öldürülmesi için propaganda faaliyetleri yürütüldüğünü anlattı. Rapp şöyle devam etti:

"Bazı insanların 'düşman' olduğuna dair yanlış bilgi ve mesajlar inşa edilmesi, zaman içinde o kişilere karşı kitlesel katliam kampanyasını mümkün kılabilir. Eğer sürekli bu propaganda davulu çalmasaydı, bunu kara harekatındaki hava desteğine benzetiyorum, kuvvetlerin sahada yaptıklarını pekiştiriyor ve insanlara 'emri yukarıdan alıyoruz yapmamız gereken bu' mesajı veriyor. Dolayısıyla bunun soykırıma büyük katkı sağladığına şüphe yok."

Ruanda'da Radio Television Libre des Mille Collines (RTLM) radyosu müdürleri ile Kangura dergisi editörü aleyhine açılan ve "Medya Davası" olarak adlandırılan davanın kovuşturmasına başkanlık eden kıdemli yargılama avukatı olduğunu hatırlatan Rapp, "Medya davası çok önemliydi çünkü kitle iletişim araçlarını, geçmişte kışkırtıcı konuşmalar yapan ve insanları korkunç suçlar işlemeye teşvik eden bazı kişileri kapsıyordu." ifadesini kullandı.

Rapp, davayla, soykırıma doğrudan ya da dolaylı tahrik gibi suçlarla ilgili tarihteki ilk mahkumiyetlerin verildiğini kaydederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bizim mücadelemiz, soykırım sırasında fiilen radyoda olan ya da dışarıdan kiralanan bu adamların, soykırımdan sorumlu olduklarını kanıtlamak ve onları soykırıma teşvik suçuyla ilişkilendirebilmekti. Sonunda bu kişileri soykırımı doğrudan ve aleni olarak tahrik etmekten mahkum ettik. Bence bu oluşturduğu emsal açısından çok önemli. Şu anda, gazete veya radyodan daha etkili medya araçları var. Buna sosyal medya ve onun aracılığıyla gönderilen mesajlar da dahil."

"Myanmar ordusunun bir milyondan fazla takipçisi olan ve nefret yayan sitesi vardı" Myanmar ordusunun 2017'de Arakanlı Müslümanlara karşı düzenlediği operasyonların, sosyal medyadan yayılan nefret içerikli paylaşımlarla gerçekleştiğini anımsatan Rapp, sözlerini şöyle tamamladı:

"Operasyonlarda yaklaşık 10 bin Arakanlı öldürüldü, kadınlara tecavüz edildi ve 300'den fazla köy yakıldı. 800 bin kişi sınırdan Bangladeş'e gönderildi. Oradaki topluluklara, Müslüman olmayan topluluklara, katilleri desteklemek ve onlara katılmak için gönderilen mesajların çoğu, Facebook gibi kitle iletişim araçları aracılığıyla gönderildi. Ayrıca askeriyenin bir milyondan fazla takipçisi olan ve bu tür nefret yayan bir sitesi vardı. Arakanlıların düşman olduğunu, vatandaş olmadığını, Bengalli olduğunu, ulusun bir parçası olmadığını söylüyorlardı."

  Muhabir: Gülçin Kazan Döger


AA
  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
Son Haberler
Türkiye’nin Nüfus Alarmı: Gençlik Çanları Yaşlılık İçin Çalıyor!
Türkiye’nin Nüfus Alarmı: Gençlik Çanları Yaşlılık İçin Çalıyor!
Erdal Altun: “Kamu Görevi Güven İşidir”
Erdal Altun: “Kamu Görevi Güven İşidir”
Emeklilere ÖTV'siz Araç Müjdesi: Meclis’teki Teklifin Detayları Belli Oldu
Emeklilere ÖTV'siz Araç Müjdesi: Meclis’teki Teklifin Detayları...
İSO 500 Listesinde Kayseri’den 11 Firma Yer Aldı
İSO 500 Listesinde Kayseri’den 11 Firma Yer Aldı
Denizli Barosu’nda Sarsıntı: 12 Avukat Gözaltına Alındı
Denizli Barosu’nda Sarsıntı: 12 Avukat Gözaltına Alındı
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 13 Haziran'da toplanacak
Asgari Ücret Tespit Komisyonu 13 Haziran'da toplanacak

Ana Sayfa
Resmi Reklamlar
GÜNDEM
EKONOMİ
DÜNYA
EĞİTİM
3. SAYFA
MAGAZİN
SAĞLIK
SİYASET
KÜLTÜR SANAT
SPOR
TEKNOLOJİ
OTOMOBİL
GENEL
REKLAM
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GÜNDEM
  • KÜLTÜR SANAT
  • OTOMOBİL
  • SAĞLIK
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.