1884’te Beyrut’ta doğan Mehmed Kemal Bey, Mekteb-i Mülkiye Şahane’den üstün derece ile mezun olduktan sonra Osmanlı bürokrasisinde çeşitli görevlerde bulundu. I. Dünya Savaşı’nın son yıllarında Yozgat mutasarrıflığı ve Boğazlıyan kaymakamlığı yapan Kemal Bey, Ermeni Tehciri sırasında bölgedeki Ermeni halkının sevk işlemlerinden sorumlu tutuldu.
Savaşın ardından kurulan Damad Ferit Paşa Hükûmeti döneminde, 7 Ocak 1919’da gözaltına alınan Kemal Bey, 30 Ocak 1919’da İstanbul’a getirildi. Nemrud Mustafa Paşa başkanlığındaki Harp Divanı tarafından savaş suçları ve katliamlarla suçlanarak 10 Nisan 1919’da Beyazıt Meydanı’nda idam edildi.
Yargılama sırasında suçlamalara karşı çıkan Mehmed Kemal Bey, "Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim… Vatan uğruna cephede ölen bir insan gibi şehit gidiyorum" sözleriyle kendisini savundu. Ancak dönemin Sadrazamı Damat Ferit, Sultan Vahdettin ve Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin onayıyla idam kararı uygulandı.
İdamının ardından cenaze törenine Milli Mücadele yanlısı gruplar, öğrenciler ve eski Teşkilat-ı Mahsusa görevlileri katıldı. Damad Ferit Hükûmeti, cenazenin İngiliz işgaline karşı bir direniş eylemine dönüşmesini önlemek için uyarılarda bulundu.
1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde Mehmed Kemal Bey’i "millî şehit" ilan etti. Kanun kapsamında ailesi ömür boyu devlet güvencesine alındı ve şeref aylığı bağlandı. Atatürk, kararın amacını, "Memleketin kurtuluşunu, geleceğini, saadetini, ilerleme ve gelişmesini hayat tarzı kabul eden ve suikasta maruz kalarak şehit edilen yöneticilerin geride bıraktığı eş ve çocukları milletin ve devletin emanetindedir" sözleriyle açıkladı.
Yusuf Kartal




