ABD’nin müzakere sürecini sonlandırarak İsrail ile birlikte İran’a yönelik başlattığı savaş 13. gününe girerken, Orta Doğu’daki gerilim hızla artıyor. İran’da Mücteba Hamaney’in liderliğinin ardından ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu cephesinden gelen tehdit mesajları, iki ülkede sivil halkta büyük rahatsızlığa yol açıyor.
İsrail’de savaş atmosferi giderek ağırlaşırken, birçok vatandaş ülkeyi terk etmeye çalışıyor. Uzmanlar, halkın sürekli olarak “varoluşsal tehdit” algısıyla karşı karşıya bırakılmasının protestoların bastırılmasına yönelik bir strateji olabileceğini belirtiyor.
Hava saldırıları nedeniyle pazar günü yeniden başlayan uçuşlarda aksaklıklar yaşanıyor. Havaalanlarında uçağa binme konusunda tartışmalar ve yoğunluk artarken, halkta ciddi bir panik havası hakim. Vatandaşlara cep telefonları ve arama motorları üzerinden sürekli saldırı uyarıları gönderiliyor; her uyarı sonrasında insanlar işlerini bırakıp sığınaklara koşuyor.
Lübnan’dan Hizbullah tarafından atılan füzelerde kısa mesafe nedeniyle uyarı sistemleri devreye girmiyor. Son saldırıda İran ve Hizbullah’ın koordineli hareket ettiği ve yaklaşık 100 füzenin fırlatıldığı aktarıldı. Özellikle Hayfa’da büyük bir korku ve panik hâkim.
Savaş ortamı nedeniyle sokaklar boş, işletmeler sığınağı olmayanlar için açılmıyor ve ekonomik kaygılar artıyor. Hayfa Belediye Başkanı, “Ne çocukların ne de ailelerin hayatını tehlikeye atamam. Füze saldırıları sürerken okulları açmıyorum” açıklamasında bulundu.
İç politikada da gerilim yükseliyor. 15 Mart itibarıyla bütçe tartışmaları ve güvenlik endişeleri nedeniyle büyük protestoların başlaması bekleniyor. Haredi Yahudilerin askere gitmemesi ve bu gruplara ayrılan yüksek bütçeler toplumsal tepkiyi artırıyor. Uzmanlar, 31 Mart’a kadar bütçe görüşmeleri sonuçlanmazsa Netanyahu hükümetinin düşebileceğini öngörüyor.
Buse Yıldız




