“Alkolüm yok, kumarım yok…”
Son günlerde Kayseri Meydanı’nda gençlerden en sık duyduğum cümlelerden biri bu.
Basit gibi duruyor ama insanın içine bir burukluk bırakıyor. Kulaklarıma, sonra zihnime yerleşiyor.
Bu cümleyi kuran gençleri bir de yakından görseniz…
O kadar küçükler ki…
O kadar gençler ki…
Bir o kadar da bilinçsizler.
Aslında senin, bu cümleyi kurmana bile gerek olmamalı küçücüğüm.
Bırak kullanmayı; alkolün, kumarın adını dahi bilmiyor olman gereken bir yaştasın sen.
Ama adını biliyorsun.
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Bu çocuklara kızacak değiliz elbette.
Önemli olan, bu kavramları nereden öğrendikleri.
Sokaktan mı?
Sosyal medyadan mı?
Yoksa en yakından, aileden mi?
Bu konu hafife alınacak, şakayla geçiştirilecek bir mesele değildir.
Bu, gençlerimizi doğrudan hedef alan açık bir saldırıdır.
Aileler olarak çok daha bilinçli olmak zorundayız.
Çocuklarımızın nereye gittiğini,
Neler yaptığını,
Neler izlediğini,
Kimlerle vakit geçirdiğini bilmek zorundayız.
Varsa sosyal medya hesaplarını kontrol altında tutmak bir tercih değil, bir sorumluluktur.
Bu yazı aileleri suçlamak için yazılmadı.
Kimseyi hedef almak niyetinde değilim.
Ama bazı gerçekleri görmezden gelmeye devam edersek,
Yarınlarımızın simgesi olan çocuklarımızı
Göz göre göre uçurumdan düşerken izlemek zorunda kalacağız.
Bilinçli olmalıyız.
Uyanık olmalıyız.
Sahip çıkmalıyız.
Çünkü çocuklar bizim geleceğimiz değil sadece,
Bizim emanetimizdir.










Kıymetli muhabirimiz olayı çok net ve güzel ifade etmiş. Gençlerle kurulacak sıcak iletişim süreçte en önemli etken.