Bak şimdi…
Yıl 1997 diyelim…
Cep telefonu yok, WhatsApp yok, Spotify zaten hayal.
Elinde bir jeton… En fazla iki tane.
Birini boşa harcarsan, diğerine umut bağlıyorsun.
Jetonu atıyorsun… Çalıyor o tanıdık radyo hattı…
Ve “Ferdi Tayfur’dan..... diye başlayan bir istek yazdırıyorsun..
İşte öyle zamanlardı.
Yerel radyoların altın çağı.
Evet, tam da o yıllar…
Yerel radyoların, ulusal yayınlarla yarıştığı zamanlar…
Gözde FM’in başını çektiği, arabesk ve fantezinin en güzel harmanlandığı geceler…
İşte o frekanstan, o mikrofonun başından seslenen bir isim...
Mustafa Akçadağ
DJ mi dersin, programcı mı, yoksa radyonun ta kendisi mi...
Adına ne dersen de, liseli yıllarımızın sesidir O.
Önce dinleyicisi olduk, sonra gidip tanıştık.
O da kapısını ardına kadar açtı bizlere…
Çay demlendi, muhabbet koyulaştı, bir Ferdi çaldı, sonra bir Müslüm, bir de Orhan derken sabaha kadar süren dostluklara karıştı zaman.
Mustafa Akçadağ.. dinleyicisine kıymet veren, onunla muhabbeti seven, her isteği önemseyen, mikrofonu yüreğiyle tutan bir adamdı.
Ve hâlâ öyle…
Bugün yine denk geldik, oturduk biraz...
Eskileri yad ettik, anılarda biraz daha gezindik...
“Usta... Bana Ferdi’den bir parça gönderir misin dinleyenlere... Ama öyle basit bir istek değil. Anons et beni. 90’lara selam çakalım.”
Ve işte o anons..
“Bu istek, Habibullah Efendigil’den…
Tüm dinleyenlere…
Ve özellikle gurbette olanlara gelsin…
O jetonlu günlerin saf, sıcak, samimi isteklerine selam olsun…
Ferdi Tayfur’la dönelim biraz geçmişe… Hadi beraber gidelim...”
Biliyor musunuz, bazı şarkılar yaşarken değil…
Yad ederken daha çok yakıyor içimizi.
O günleri değil sadece, o günlerdeki halimizi özlüyoruz belki de…
Radyonun başında bekleyen çocuksu sabrımızı,
Bir istek okununca göğsümüzde beliren o minik gururu…
Ve o günlerde bize koca bir dünya gibi gelen şeyleri...
Şimdi her şey parmak ucunda, ama hiçbir şey yürekten değil.
İşte o yüzden, bu yazı da bir istek telefonudur aslında…
Biraz Ferdi, biraz maziden…
Biraz Gözde FM, biraz Mustafa Akçadağ…
Ama en çok da o jetonun sesinden sonra gelen sessizlik…
Ve ardından gelen, bir ömürlük parça.
Evet.. bugün…
Bir şarkı daha istedim Ferdi’den.
Geçmişin hatrına.
Kendim için değil sadece,
O günlerde radyonun başında bekleyen herkes için.
Bana SOR...









