Dünya garip bir yere gidiyor.
Haritalar yeniden çiziliyor.
Toprak, güç ve nüfuz artık açık açık konuşuluyor.
Grönland’ın ABD’ye bağlanması ihtimali dünya gündeminde.
ABD Başkanı çıkıyor, hiç utanmadan, hiç dolandırmadan, “Bu toprakları istiyoruz” diyebiliyor.
Kimse de “Bu nasıl bir cüret?” demiyor.
Aksine, dünya bunu tartışıyor.
Siyonist İsrail, Filistin’i yıllardır işgal ediyor.
Çocuklar, kadınlar, siviller katlediliyor.
Soykırım açıkça gözümüzün önünde yaşanıyor.
Doğu Türkistan…
Çin işgali altında, bir millet sistemli biçimde yok ediliyor.
İnanç yasak, kimlik yasak, insanlık yasak.
Ama dünya neyi konuşuyor biliyor musunuz?
Grönland’ı.
Davos’ta ABD Başkanı çıkıp bunu ilk ağızdan açık açık dile getiriyor.
Toprak istemek, ilhak konuşmak artık ayıp değil.
Artık örtülü değil, aleni.
Peki bu tabloda Türkiye nerede durmalı?
Türkiye;
Misak-ı Millî sınırları içinde yer alan, Tarihi, hukuki ve vicdani bağı olan toprakları
neden konuşmasın?
Musul.
Kerkük.
Halep.
Bu şehirler bizim için sadece birer coğrafya değil.
Bu topraklar, tarihimizin parçası.
Ecdadın hatırası.
Sınırlarımız masa başında çizilirken elimizden alınan haklar.
Bugün bölgede belirsizlik varsa,
Suriye’de kan varsa,
Irak’ta otorite boşluğu varsa,
Avrupa’ya yönelen göç dalgasını Türkiye durduruyorsa,
o zaman Türkiye neden “Benim de sözüm var” demesin?
Adalar meselesini zaten yıllardır konuşuyoruz.
Kıbrıs’ı söylemeye gerek bile yok.
Herkes gücü yettiğine çökerken,
herkes tarih, güvenlik, çıkar gerekçesiyle toprak isterken,
biz neden normal hakkımız olanı talep etmeyelim?
Biz başkasının toprağında gözümüz yok derken,
bizim olanlar bir bir elimizden gitti.
Ve hâlâ susmamız mı bekleniyor?
Suriye’de yaşananları görmezden mi gelelim?
Musul ve Kerkük’ün Türk nüfusunu yok sayalım mı?
Halep’in tarihini mi inkâr edelim?
Türkiye bugün sadece kendi sınırlarını değil, Avrupa’nın sınırlarını da koruyor.
Göç dalgasını tutan biziz.
Terörü sınır ötesinde karşılayan biziz.
O zaman sormak lazım...
Biz neden susalım?
Hani bir söz var ya…
“Bir gece ansızın gelebiliriz.”
Bu artık bir gece meselesi değil.
Bu artık ansızın da değil.
Bu, anında olması gereken bir duruş meselesi.
Dünya Grönland’ı konuşurken, Türkiye hakkı olanı konuşmalı.
Hatta almalı.
Çünkü bu çağda haklı olmak yetmiyor.
Hakkını istemezsen, başkası gelir senin yerine konuşur.







