Bazen öyle anlar yaşarız ki, içimizde tarif edilemez bir yangın olur.
Dertler, hayal kırıklıkları, yaşadığımız haksızlıklar kalbimizi kavurur.
Bu yangını kimseye anlatamayız, derdimizin dermanı insanlarda değildir.
İşte o zaman, ellerimizi semaya kaldırır ve içimizi Rabbimize dökeriz.
Benim yangınım da işte böyle bir duadır.
Dua, içimizin yandığı anlarda bize nefes aldıran, kalbimizi ferahlatan bir kapıdır.
Rabbim bizleri dua etmekten ve yalnızca O'ndan istemekten ayırmasın.
Allah, bize dua etmeyi boşuna emretmedi.
O, bizim ihtiyaçlarımızı bizden daha iyi bilir.
Dua, sadece bir dilekler listesi değil, aynı zamanda O’na olan inancımızın ve güvenimizin bir yansımasıdır.
Ellerimizi açarken içimizdeki tüm acıyı, derdi, sevinci O'na teslim ederiz.
Çünkü biliriz ki, Rabbimiz bizi duyuyor, görüyor ve en önemlisi bizi anlıyor.
O'nun rahmeti her şeyden büyüktür; biz günahkar olsak da, hataya düşsek de, O'na sığındığımızda bizi geri çevirmez.
Günahlarımız ağır olabilir, yaptığımız hatalar peşimizi bırakmayabilir.
Ama Rabbimizin rahmeti, günahlarımızdan da hatalarımızdan da daha büyüktür.
Bu yüzden içimizdeki yangını söndürecek tek şey dua etmektir.
İstediğimiz her şey belki hemen gerçekleşmez, belki hiç gerçekleşmez ama dua etmek, o içimizdeki yanmayı hafifletir.
Çünkü dua bir nevi teslim olmaktır.
Hayatın kontrolünü Rabbimize bırakmak, her şeyin O'nun elinde olduğunu kabul etmek, bize iç huzuru getirir.
Zor zamanlar, bizi Allah’a daha da yaklaştırır.
İçimizdeki yangının sebebi her ne olursa olsun, Rabbimizden başka kimseye sığınamayız.
O'nun kapısı her zaman açıktır.
Biz de dualarımızla o kapıya gidip içimizi dökeriz.
Çünkü biliriz ki, o kapıyı çalmak bahtiyarlıktır.
Elhamdülillah, Rabbimiz bizi duadan mahrum bırakmamış, o kapıyı açmış ve ardında sonsuz bir merhamet sunmuştur.
Rabbimize güvenmek, en zor zamanlarda bile içimizdeki huzuru bulmamızı sağlar.
Yangınımız dua ile söner, çünkü dua bahtiyarlığın en büyük sırrıdır.









Çok içten ve çok samim