Geçtiğimiz gün yine Yusuf Kartal hocamla birlikte bir yürüyüş yapalım dedik.
Fotoğraf makinelerimizi aldık, çıktık meydana. “Hadi bugün rota neresi olsun?” diye sorduk birbirimize.
Havaların serinlemesiyle çok uzaklaşmadan, merkezde kalmaya karar verdik.
Ama bilirsiniz, Kayseri’nin merkezinde yürümeye başlayınca yol illa ki Talas’a çıkar.
Bizimki de öyle oldu, Talas’ın yolunu tuttuk.
On dakika sonrasında Osmanlı Sokağı’nda bulduk kendimizi.
Daha ilk adımlarda sokak tabelasında yazan isme gözümüz ilişti..
Ali Saip Paşa Sokağı.
Yusuf hocam hemen fark etti, “Bak burada Türkçe Sokağı yazıyor!” dedi.
Gerçekten de öyleydi.
Direklerde asılı Türkçe şiirler, Türkçe sözler, hatta bir köşede küçük bir Türkçe sözlük panosu bile vardı.
Her detay, dilimize ve kültürümüze olan sevginin ince bir ifadesiydi.
İşte o anda Talas Belediye Başkanımız Mustafa Yalçın’ın eğitimci yönünü bir kez daha müşahede ettik.
O titizlik, o incelik, o kültüre sahip çıkış…
Her adımda kendini belli ediyordu.
Sokağın sonuna doğru yürürken karşımıza taş duvarlarıyla eski bir konak çıktı.
Kapısında kocaman bir tabela.. TOKANA.
Altında ise “Yöresel Lezzetler..” yazıyor.
Merakla içeri adım attık.
Bir girdik ki...
Tarihi konak, geçmişle bugünü buluşturan bir lezzet mabedine dönüşmüş.
Ahşap tavanları, taş duvarları, geleneksel eşyalarıyla insanı adeta bir asır geriye götürüyor.
Ama sadece mimarisi değil, ruhu da o kadar zarif, o kadar Kayseri’ye ait ki...
Bir masaya oturduk, “Biraz soluklanalım” dedik.
Menü önümüze geldiğinde ise içimizden aynı anda “İşte bu!” dedik.
Tam bir Kayseri mutfağı seçmeleri karşımızdaydı..
Kurşunaşı, Yağlama, Mantı, Pastırma, Sucuk, Nevzine, Aside…
Daha neler neler!
Her bir tabak, geçmişten bugüne taşınan bir hatıra gibi.
Sadece yemek değil, bir hikâye, bir medeniyet anlatısı sanki.
Talas Belediyesi bu mekânla şehre yeni bir soluk kazandırmış.
Tokana, sadece bir restoran değil; Kayseri’nin ruhunu yaşatan bir eser olmuş.
Hem göze, hem gönle, hem de damağa hitap eden bu mekân, şehre gelen misafirlerin gönül rahatlığıyla ağırlanabileceği bir yer hâline gelmiş.
Türkçe Sokağı ayrı bir anlam taşırken, Tokana’sı bambaşka bir değer katmış Talas’a.
Kültür, lezzet ve tarih aynı sofrada buluşmuş.
Bu yüzden diyorum ki, Mustafa Yalçın’a ne söylesek az…
Şehre kazandırdığı her yeni eser, onun vizyonunu ve memleket sevdasını bir kez daha gösteriyor.
Ama eğer bir gün bizi ekibiyle birlikte burada misafir eder, bir de kendi sohbetinden nasiplendirirse; inanın, hem ben hem de ekip arkadaşlarım çok mutlu oluruz.
Talas’ta, bir Türkçe Sokağı’nın gölgesinde, taş duvarları geçmişin nefesiyle dolu o Tokana’da; bir hikâyeye tanıklık ettik.
Ne yalnızca yemekti tattığımız, ne yalnızca bir mekân gördük…
Kayseri’nin kalbinde, kültürün, emeğin ve vefanın harman olduğu bir Tokana hikâyesi yaşadık.
Ve anladık ki, bazı lezzetler midede değil, hatırda kalır.








