Bir Milletin Karanlığa "Dur" Dediği Gece.
Bazı geceler vardır; takvim yapraklarında sadece bir tarih olarak kalmaz. Bir milletin hafızasına kazınır, nesiller boyu anlatılır. 15 Temmuz da işte böyle bir gecedir.
O gece saat tam 21.00 haberlerini izlemek için televizyonun karşısına geçmiş, Hatay'da, Hatay Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği fotoğraf yarışmasının jüri üyeleri olarak ertesi gün yapılacak değerlendirme toplantısını bekliyorduk. Önümüzde Hatay'ın meşhur yemekleri vardı. Daha ilk lokmayı ağzımıza almıştık ki televizyon spikerinin sesi salonda yankılandı:
"Türkiye'de asker yönetime el koymaya çalışıyor..."
O an yemek boğazımızda düğümlendi. Masadaki sohbet sustu, kaşıklar tabaklara bırakıldı. Biz, 12 Eylül'ün acılarını yaşamış bir nesildik. Darbenin ne demek olduğunu, özgürlüğün nasıl bir gecede karartıldığını bilen insanlardık. Ağzımızdan dökülen ilk cümle aynıydı:
"Yine mi darbe?.."
İlk düşüncemiz memleketimize dönmek oldu. Fakat yetkililer, "Gecenin şerrinden sabahın hayrı doğar." diyerek bizleri odalarımıza gönderdi. O gece gözümüze uyku girmedi. Her dakika televizyon ekranına kilitlendik. Sokaklara inen insanları, ezanları, selaları, tankların önüne dikilen yiğitleri izledik.
Ertesi gün Kayseri'ye ulaştığımızda, rahmetli dostum Mansur Tuncay Taşçı'nın ve nice arkadaşımın geceden beri Cumhuriyet Meydanı'nda nöbet tuttuğunu öğrendim. Hiç vakit kaybetmeden fotoğraf makinemi omzuma aldım. Çünkü tarihe tanıklık etmek gerekiyordu.
Objektifime yalnızca meydanları dolduran insanlar değil, aynı zamanda umutları kursaklarında kalan darbecilerin kaçışları da yansıdı. Saklanacak yer arayanlar, milletin iradesi karşısında çaresiz kalanlar vardı. Bir zamanlar devleti ele geçireceklerini zannedenler, adaletten kaçamayacaklarını anladılar.
O gece tankları durduran yalnızca cesaret değildi. O gece meydanlara çıkan milyonların ortak yüreğiydi. Bayrağına, ezanına, vatanına sahip çıkan insanların iradesiydi. Türkiye Cumhuriyeti, içeriden ve dışarıdan kendisine yönelen bu büyük saldırıya karşı dimdik ayakta durdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla meydanlara inen millet, dünyaya açık bir mesaj verdi: Bu topraklarda egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu ülke pazarlık masalarında satılacak bir ülke değildir. Türk milleti esareti kabul etmez, boyunduruk altına girmez.
15 Temmuz, yalnızca bastırılmış bir darbe girişimi değildir. Aynı zamanda birlik olmanın, inancın, cesaretin ve vatan sevgisinin destanıdır. O gece yazılan tarih, silahla değil; imanla, cesaretle ve millet iradesiyle yazılmıştır.
Aradan yıllar geçse de o geceyi hatırladığımda boğazıma yine aynı düğüm oturuyor. Çünkü bazı geceler sadece yaşanmaz; ömür boyu insanın içinde yaşamaya devam eder.
15 Temmuz, bu milletin "Vatan söz konusuysa gerisi teferruattır." dediği gecedir.
Aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor; bu cennet vatan uğruna can veren bütün yiğitlerin emanetine sonsuza kadar sahip çıkacağımıza yürekten inanıyorum.







