Daha Bolu Kartalkaya’daki acılar dinmeden, akşam saatlerinde Konya’da 5 katlı bir bina çöktü.
Peki, neden çöktü?
İnsanlar, “İzinsiz binadan kolon mu kestiler?” diye sormaya başladı bile.
Yine ihmaller zinciri, yine denetimsizlik ve yine yitip giden canlar…
Bu olay, ülkemizde işlerin hâlâ düzelmediğini, her geçen gün aynı hataların tekrarlandığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Liyakat, güvenlik ve denetim...
Bu temel kavramlardan bahsetmeye daha sonra geleceğim, ama her felaket sonrası kaybettiğimiz insanlarımız için artık bir şeyler söylemek şart.
Daha birkaç gün önce Kartalkaya’da, tatil için gittikleri otelde hayatlarını kaybeden 78 vatandaşımızın acısı içimizi yakıyordu.
Hayatlarını feci şekilde kaybeden bu insanlar, “Sonları bu olmamalıydı” dedirtti hepimize.
Konya’da yaşanan bu son olay ise bir kez daha gösterdi ki bu ülkede güvenli bir yerde olduğumuzdan hiçbir zaman emin olamıyoruz.
Hangi binada oturursak oturalım, hangi otelde kalırsak kalalım, canımızın ne kadar güvende olduğunu sorgulamak zorunda bırakılıyoruz.
Bolu’daki otele giden insanlar, tatil yapmak istediler, güvendiler, canlarını emanet ettiler.
Konya’daki vatandaşlar, “evim” dedikleri o yapıya emanet ettiler yaşamlarını.
Ama ne yazık ki sonuç yine aynı oldu: Yitip giden canlar, sönen hayatlar…
Şimdi sormak lazım: Bu binalar nasıl yapıldı?
Kimler denetledi?
İzinleri kim verdi?
Bu sorulara bir türlü gerçekçi cevaplar alamıyoruz.
Bolu’daki otelin işletme ruhsatından binanın güvenliğine kadar her detayı incelenmeli.
Konya’daki binanın yıkılmasında payı olan her kim varsa, yargı önünde hesap vermeli.
Ama hepimiz biliyoruz ki bu soruların cevabı, sadece birkaç kişinin görevden alınması ya da birkaç sözde tedbirle geçiştirilecek.
İşte asıl sorun da burada yatıyor: Sistematik bir liyakatsizlik ve denetimsizlik döngüsü içindeyiz.
Bu ülkede ne liyakatla işler yürüyor, ne de denetim mekanizmaları işler hâlde. Kartalkaya’da yaşananlar bir “tatil trajedisi” değil; Konya’da çöken bina bir “müteahhit hatası” değil.
Bunlar, yıllardır birikmiş ihmallerin, liyakatsizliğin ve vurdumduymazlığın yansımasıdır.
Her iki olay da açık bir mesaj veriyor: Bu sistemin kökten değişmesi gerekiyor.
Belediyelerden bakanlıklara, müteahhitlerden denetim kurumlarına kadar her bir basamak liyakat esasına göre şekillenmek zorunda.
Çünkü bu şekilde devam edersek, kaybettiğimiz canların sayısı artmaya devam edecek.
Artık “kim suçlu” tartışmalarını bırakmalı, neyin yanlış olduğunu ve nasıl düzeltileceğini konuşmalıyız.
Bolu’da, Konya’da, ülkenin dört bir yanında kaybettiğimiz tüm canlar, bu düzenin değişmesi için birer uyarıdır.
Ama bu uyarıları anlamak için daha kaç insanın ölmesi gerekiyor?








